ABD ekonomisindeki son veriler piyasalarda hareketliliğe yol açarken, Adam Taggart zayıflayan iş gücü piyasasının faiz beklentileri üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
İstihdam Verilerindeki Beklenmedik Düşüş
Analiste göre son açıklanan bordro verileri ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. İstihdam rakamlarının yaklaşık 23.000 seviyesinde aşağı yönlü gerçekleşmesi, piyasa beklentilerinin çok altında kaldı.
Buna karşın işsizlik oranının %4,1’e gerilemesi yanıltıcı bir veri olarak görülüyor. Taggart, bu düşüşün aslında iş gücüne katılım oranının azalmasından kaynaklandığını savunuyor. Dolayısıyla insanlar iş bulamadıkları için iş gücü piyasasını tamamen terk ediyor.
Fed’in Faiz Artırımı Senaryoları
İstihdamdaki zayıflık, piyasada Fed’in faiz artırımı yapma ihtimalini zayıflatıyor. Eylül ayı toplantısı için faiz artış olasılığı %85 seviyelerinden %40’a kadar geriledi.
Ancak Taggart, Fed’in tahvil piyasasını sakinleştirmek ve kararlılığını göstermek adına sembolik bir artırım yapabileceğini belirtiyor. Buna rağmen, reel ücretlerin negatif seyretmesi ve tüketimin düşmesi nedeniyle kalıcı artışların zor olduğunu düşünüyor.
Enflasyon ve Petrol Fiyatları Riski
Enerji maliyetleri ve özellikle Brent petrol fiyatlarındaki oynaklık enflasyon üzerinde baskı kurmaya devam ediyor. Ancak analiste göre petrol kaynaklı enflasyonist etkiler olay bazlı ve geçicidir.
Özellikle dizel yakıtındaki arz sıkıntısının nakliye maliyetlerini artırabileceğini kabul ediyor. Buna karşın, kira fiyatlarındaki deflasyonist eğilimin genel CPI sepetini dengelediğini vurguluyor. Tüketicilerin harcamalarını kısması, perakendecileri fiyat indirimine zorlayarak enflasyonu baskılayabilir.
Tahvil Piyasası ve Arz Dengesi
Tahvil getirileri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratan yapısal sorunlar mevcut. Özellikle yapay zeka yatırımları için artan borçlanma ve ABD hükümetinin borç çevrimleri arz fazlası yaratıyor.
Japonya’nın Yen’i savunmak için ABD tahvillerini satması, Treasury getirilerini yukarı iten kritik bir dış faktör olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak Taggart, kısa vadeli dalgalanmalara rağmen uzun vadeli trendin daha düşük tahvil getirilerine doğru evrileceğini öngörüyor. Önümüzdeki günlerde açıklanacak olan ikinci CPI ve PPI raporları, Fed’in nihai kararında belirleyici olacaktır.