Piyasalarda tahvil getirilerinin yükselmesi portföy dengelerini değiştirirken Adam Taggart, VanEck CEO’su Yan Vanek ve Christian Monofo ile birlikte güncel piyasa görünümünü ve yapay zeka trendlerini değerlendirdi.
Tahvil Sıkışması ve Portföy Kaymaları
Yan Vanek’e göre üçüncü çeyrekte özellikle 10 yıllık tahvillerdeki yükseliş dikkat çekiyor. Bu durum, diğer varlık sınıflarını baskılayan bir “tahvil sıkışması” yaratıyor. Özellikle yüksek getirili belediye tahvillerinin tek haneli rakamların üst sınırına ulaşması, yıllık %8 civarındaki hisse senedi getirileriyle rekabet etmeye başladı.
Bu gelişme nedeniyle yatırımcıların portföylerini sabit getirili araçlara kaydırdığını belirtiyor. VanEck bünyesindeki fon girişlerinde, en çok ilgi gören beş fondan dördünün sabit getirili fonlar olması bu eğilimi kanıtlıyor. Analist, yapısal olarak açık riskleri nedeniyle tahvillerde düşük ağırlık korusalar da kısa vadeli cazibe nedeniyle alımlara başladıklarını ifade ediyor.
Makro Ekonomi ve Para Politikası
Vanek, piyasaları anlamak için “10 yıllık makro” perspektifini kullandığını vurguluyor. Maliye politikasının hala uyarıcı olduğunu ve hükümet harcamalarının yüksek seyrettiğini savunuyor. Ara seçimlerin sonucuna bakılmaksızın, tarafların maliye politikasını daraltma konusunda uzlaşmasının zor olduğunu öngörüyor.
Öte yandan para politikasını şu an için “nötr” olarak tanımlıyor. Ancak yüksek mortgage oranlarının konut piyasasını baskıladığını ve son iki haftada hem Asya hem de ABD’de bazı halka arzların başarısız olduğunu hatırlatıyor. Dolayısıyla hükümetin uyarıcı etkisi sürse de para politikasının artık destekleyici olmadığını belirtiyor.
Yapay Zeka Mega Trendi ve Talep Analizi
Yapay zeka tarafında mega trendin devam ettiğini savunan Vanek, piyasadaki teknoloji ağırlığının arttığına dikkat çekiyor. S&P 500 endeksinin artık çok daha teknoloji odaklı olduğunu hatırlatıyor. Bu trendden tamamen çıkmanın yatırımcılar için maliyetli olduğunu vurguluyor.
Analiste göre sektör, sadece arz kısıtlarına (çip üretimi vb.) odaklanılan evreden talep modelleme evresine geçiyor. Token kullanım verileri üzerinden yapılan analizler, talebin önümüzdeki dönemde ciddi şekilde artacağını gösteriyor. Özellikle eğitim aşamasından, eğitilmiş modellerin kullanıldığı “çıkarım” (inference) aşamasına geçişin kritik olduğunu belirtiyor.
Sektörel Rotasyon ve Riskler
AI ekosisteminde fiyat disiplininin oluştuğunu belirten Vanek, bazı yan sektörlerde düzeltmeler yaşandığını ifade ediyor. Enerji ve veri merkezi altyapısı gibi alanlarda aşırı değerlemelerin ardından fiyatların daha cazip seviyelere geldiğini savunuyor. Ayrıca Nvidia gibi devlerin değerlemelerinin daha makul hale geldiğini ve risklerin azaldığını düşünüyor.
AI trendinde sadece tek bir şirkete odaklanmak yerine, hem 1.0 hem de 2.0 aşamasındaki oyuncularla çeşitlendirme yapmak toplam getiriyi korumak adına daha sağlıklı bir stratejidir.
Özellikle yazılım ve danışmanlık sektörlerinde, örneğin Accenture tarafında sert düşüşler görülse de AI’nın tüm dünyayı işsiz bırakmayacağını savunuyor. Şirketlerin artık “temiz veri”ye odaklandığını ve verisi olmayan şirketlerin AI süreçlerinin başarısız olacağını ekliyor.
Özel Piyasalar ve Model Rekabeti
Christian Monofo, özel piyasalarda çıkarım bulutlarının değerlemelerinin hızla yükseldiğini belirtiyor. Özellikle açık kaynaklı modellerin, kapalı modellere göre çok daha ucuz olması nedeniyle token tüketiminin %70 oranında açık modellere kaydığını ifade ediyor.
Buna rağmen, gelirlerin hala büyük oranda kapalı (frontier) modellerde kaldığını vurguluyor. Bunun temel nedeni, kurumsal şirketlerin gelişmiş kodlama, güvenlik ve yüksek değerli iş akışları için prim ödemeye razı olmasıdır. Sonuç olarak, kullanım artsa da yüksek katma değerli işler nedeniyle kapalı modellerin gelir hakimiyeti sürmektedir.
Önümüzdeki dönemde özellikle çıkarım kapasitesinin verimli kullanımı ve enerji tüketiminin azaltılmasına yönelik teknolojik gelişmelerin tabloyu değiştirebileceği öngörülüyor.