Küresel ekonomi yapısal bir dönüşümden geçerken Adam Taggart, ünlü ekonomist Lacy Hunt ile gerçekleştirdiği görüşmede gelecekteki enflasyonist riskleri ve üretim fonksiyonundaki değişimleri analiz etti.
Üretim Fonksiyonu ve Küreselleşme Sonrası Dönem
Lacy Hunt’a göre ekonomik çıktı olan reel GSYH; emek, doğal kaynaklar, sermaye ve teknolojinin etkileşimiyle belirleniyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından itibaren dünya ekonomisi, düşük maliyetli iş gücü ve ucuz doğal kaynaklara erişim sayesinde oldukça avantajlı bir üretim fonksiyonuna sahipti.
Ancak Hunt, maliyet minimizasyonu odaklı küreselleşme döneminin sona erdiğini savunuyor. Ulusal güvenlik endişeleri, savaşlar ve sağlık krizleri nedeniyle ülkeler artık maliyetten ziyade güvenliğe odaklanıyor. Bu durum, üretim zincirlerinin yeniden yapılandırılmasına ve maliyetlerin artmasına neden oluyor.
Sermaye Kıtlığı ve Yatırım Sorunları
Analist, ekonominin bir sermaye kıtlığı dönemine girdiğini belirtiyor. Geçmişteki sermaye bolluğunun aksine, günümüzde yapay zeka gibi yüksek teknoloji yatırımları devasa miktarda sermaye gerektiriyor. Ayrıca, eskiyen elektrik şebekelerinin yenilenmesi ve artan savunma harcamaları sermaye ihtiyacını daha da artırıyor.
Öte yandan, Hunt’a göre net ulusal tasarruf oranları tarihsel ortalama olan %7 seviyesinden sıfıra yakın noktalara geriledi. Bu durum, fiziksel yatırımların önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.
Finansallaşma ve Reel Varlıklar
Ekonomist, Fed’in niceliksel genişleme (QE) ve ileriye dönük yönlendirme politikalarının yatırımları reel varlıklardan uzaklaştırıp finansal varlıklara kaydırdığını savunuyor. Bu süreç, borsaları yükseltse de genel yaşam standartlarını ve reel kişi başı GSYH büyümesini olumsuz etkiledi.
Özellikle doğal kaynaklar ve altyapı gibi reel alanlarda yatırım eksikliği yaşandığını vurguluyor. Şirketlerin kârlarını reel yatırımlara yönlendirmek yerine finansallaştırması, gelecekte kaynak kıtlığı riskini beraberinde getiriyor.
Stagflasyon Senaryosu ve Para Politikası
Lacy Hunt, toplam arz eğrisinin içeriye doğru kayması nedeniyle daha yüksek fiyatlar ve daha düşük reel büyüme beklendiğini ifade ediyor. Bu yapısal değişim, piyasayı bir stagflasyon dönemine sürükleyebilir.
Hunt’a göre, borçların enflasyonist etkisi geçmişte üretim fonksiyonunun avantajları sayesinde gizlenmişti; ancak mevcut koşullar altında borç yükü artık daha belirgin bir risk oluşturuyor.
Gizli Genişleme ve Likidite Artışı
Analist, Fed’in son dönemdeki bazı operasyonlarını “gizli bir niceliksel genişleme” olarak tanımlıyor. Fed’in sistemdeki likiditeyi artırmasının, banka mevduatlarında ve kredilerinde dramatik bir artışa yol açtığını savunuyor.
Özellikle ODL (diğer mevduatlar) büyüme oranının, 10 yıllık ortalamanın 1,6 katı seviyesine çıkması dikkat çekici bir veri olarak öne çıkıyor. Bu durumun, Orta Doğu’daki gerilimler başlamadan önce bile enflasyonu tetiklediğini belirtiyor.
Sonuç olarak, sermaye maliyetlerinin artması ve üretim fonksiyonunun tersine dönmesi, küresel ekonomide düşük büyüme ve yüksek maliyet dönemini başlatabilir. Özellikle Fed’in para arzı üzerindeki kontrolü ve kamu borçlarının faiz yükü, önümüzdeki dönemin belirleyici unsurları olacaktır.