Küresel piyasalarda yapay zeka odaklı yükseliş sürerken Adam Taggart, Louis Gavage ile gerçekleştirdiği söyleşide uluslararası hisselerin performansını ve sektörlerdeki derin ayrışmaları analiz etti.
Uluslararası Piyasalar ve Yarı İletken Etkisi
Analiste göre 2025 ve 2026 yıllarında uluslararası hisseler S&P 500’den daha iyi bir performans sergiledi. Ancak bu yükselişin arkasında genel bir piyasa genişlemesi değil, spesifik bir sektör hakimiyeti bulunuyor. Özellikle yarı iletken endeksi bileşenleri, küresel getirileri tek başına domine etmiş durumda.
Kuzey Asya piyasaları, Samsung ve TSMC gibi devler sayesinde bu süreçte çok güçlü bir yükseliş yaşadı. Buna karşın Avrupa’nın lokomotifleri olan Almanya ve Fransa piyasaları oldukça sönük kaldı. Hong Kong piyasası ise son 12 ayda yatırımcılarını hayal kırıklığına uğrattı.
Sektörel Ayrışma ve Finansal Göstergeler
Louis Gavage, piyasaların alt yapısına bakıldığında ciddi bir ayrışma olduğunu savunuyor. ABD’de yazılım, sağlık ve tüketici ürünleri sektörleri zor bir dönem geçirirken, donanım ve yarı iletken tarafı rekorlar kırdı.
Analist, bankacılık sektörünü ekonominin nabzını tutan bir öncü gösterge olarak tanımlıyor. Japonya’da finansal kurumlar, getiri eğrisinin dikleşmesi ve mali teşvikler nedeniyle muazzam bir performans sergiledi. Benzer şekilde Kanada finans sektörü, gayrimenkul sorunlarına rağmen beklenmedik şekilde güçlü durdu.
Öte yandan ABD’deki bankalar, güçlü ekonomik verilere rağmen yatay bir seyir izledi. Gavage’a göre uluslararası piyasalarda bankaların genel durumunun iyi olması, sistemik riskler açısından bir nebze güven veriyor.
Yapay Zeka Balonu ve Sermaye Yoğunluğu
Söyleşinin merkezinde yapay zeka yatırımlarının sürdürülebilirliği yer alıyor. Yarı iletkenlerin S&P 500 içindeki ağırlığının %18 seviyesine çıkması, piyasanın döngüsel risklere karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösteriyor.
Analist, AI sektörünün sermaye yoğunluğunun çelik üreticilerini bile utandıracak seviyede olduğunu belirtiyor. Özellikle veri merkezlerinin yenileme maliyetinin, inşaat maliyetinin yaklaşık üçte ikisi olması, yüksek bakım giderleri riskini beraberinde getiriyor.
AI yatırımlarının getirisini haklı çıkarması için sektörün yıllık yaklaşık 2 trilyon dolar gelir üretmesi gerekiyor. Ancak mevcut durum bu rakamın çok uzağında.
FOMO ve Tarihsel Tekrarlar
Analiste göre mevcut piyasa durumu tamamen FOMO (fırsatı kaçırma korkusu) tarafından yönlendiriliyor. 1990’ların sonundaki geniş bant internet patlamasıyla benzerlikler kuruluyor. O dönemde harcanan 900 milyar doların (güncel değerle), bugünkü tahminlerin çok altında kaldığı vurgulanıyor.
McKenzie verilerine göre, 2030 yılına kadar yapay zekaya 6,7 trilyon dolar harcanması bekleniyor. Ancak bu devasa harcamanın karşılığının alınması için AI sektörünün, küresel reklam endüstrisinin toplam gelirinin iki katını üretmesi gerekiyor.
Sonuç olarak, piyasalar şu an “tekila shotları” gibi bir sarhoşluk evresinde olabilir. Gelecekteki tabloyu, bu devasa sermaye harcamalarının gerçek gelirlere dönüşüp dönüşmeyeceği belirleyecektir.