Son yayınlanan istihdam verileri ve tahvil piyasalarındaki hareketlilikle birlikte Benjamin Cowen, istihdam verilerinin perde arkasını ve piyasalar üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi.
İşsizlik Oranındaki Artışın Nedenleri
İşsizlik oranı önceki döneme göre hafif bir yükseliş gösterdi. Geçen ay %4,14 olan oran, bu ay %4,18 seviyesine çıktı. Ancak Benjamin Cowen, bu artışın temel sebebinin işten çıkarmalar olmadığını vurguluyor.
Analiste göre, işini kaybedenlerin sayısı 3,25 milyondan 3,2 milyona geriledi. Buna karşın, işgücüne yeni katılanların sayısı 702.000’den 818.000 seviyesine yükseldi. Dolayısıyla işsizlikteki artış, işten çıkarmalardan ziyade işgücüne katılımın artmasından kaynaklanıyor.
Özellikle 16-19 yaş arası gençlerde işsizlik oranı %12,1’den %14,5’e çıktı. Ayrıca 20-24 yaş grubunda da oran %8 seviyelerine yükseldi. Buna karşın 25-54 yaş grubu %3,6 ile sabit kalarak piyasayı desteklemeye devam ediyor.
Tarım Dışı İstihdam ve Resesyon Riski
Toplam tarım dışı istihdam verisi beklentilerin oldukça altında kaldı. Piyasa konsensüsü 90.000 artış beklerken, gerçekleşen rakam sadece 29.000 oldu. Önceki veri olan 133.000 rakamı ise zaten aşağı yönlü revize edilmişti.
Cowen, resesyonların genellikle yıllık tarım dışı istihdam değişiminin sıfırın altına düştüğü dönemlerde gerçekleştiğini hatırlatıyor. Yıllık bazda rakam 496.000 seviyesinde olsa da, 2025 sonu ve 2026 başında bu verinin sıfıra çok yaklaştığına dikkat çekiyor.
Analiste göre, mevcut piyasa koşullarında artık 2022-2023 dönemindeki gibi geniş bir hareket alanı veya fazlalık bulunmuyor.
Tahvil Getirileri ve Kredi Spreadleri
İşgücü piyasasındaki yumuşamaya rağmen 10, 20 ve 30 yıllık tahvil getirileri yükseliş gösterdi. Normal şartlarda zayıf istihdam verilerinin getirileri düşürmesi beklenir. Ancak Cowen, piyasanın hala enflasyon konusunda endişeli olduğunu savunuyor.
Özellikle Tokyo’nun tüketici fiyat endeksi (CPI) beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Beklenti %2,4 iken gerçekleşen rakam %2,7 oldu. Bu durum, enflasyonun küresel ölçekte yeniden yükselme ihtimalini gündeme getiriyor.
Bu süreçte kredi spreadleri, özellikle CCC ve altı seviyesindeki düşük kaliteli tahvillerde genişleme eğilimi gösterdi. Şu an %12 seviyelerinde olan bu spreadlerin hızla yükselmesi, tarihsel olarak S&P 500 endeksindeki düşüşlerle paralellik gösteriyor.
S&P 500 ve Russell 2000 Diverjansı
Analist, piyasada ciddi bir ayrışma olduğunu belirtiyor. S&P 500 tüm zamanların zirvesindeyken, küçük ölçekli şirketlerin yer aldığı Russell 2000 endeksi yaklaşık %10 oranında değer kaybetti.
Cowen’a göre burada iki senaryo mevcut. Ya Russell 2000 ortalamaya dönerek yükselip S&P 500’ü daha yukarı taşıyacak ya da S&P 500, Russell’ın düşüşünü takip edecek. Özellikle Mag 7 şirketlerinin endeksi yukarıda tuttuğunu ancak eşit ağırlıklı S&P 500’ün zaten düşüşte olduğunu ifade ediyor.
Gelecek Beklentileri ve Kritik Seviyeler
Benjamin Cowen, 2018 yılındaki benzer bir yapıya dikkat çekiyor. O dönemde de QQQ endeksi Ekim başında yeni zirveler yapmış ancak ardından düşüş yaşamıştı. Mevcut durumda QQQ’nun 2 Ekim’de yeni zirve yapması benzer bir risk oluşturuyor.
Buna karşın, Anthropic ve OpenAI gibi devlerin beklenen halka arzlarının (IPO) piyasayı destekleyebileceğini öngörüyor. Ancak bu durum, kısa vadeli düzeltmelerin yaşanmayacağı anlamına gelmiyor.
Sonuç olarak, tahvil getirilerinin seyri ve kredi spreadlerindeki genişlemenin devam edip etmeyeceği, önümüzdeki haftalarda piyasanın yönünü belirleyecek temel faktörler olacak.