Ponzi skandalının üzerinden bir ay geçmesine rağmen çözümlerin yavaş ilerlediğini belirten Devrim Akyıl, piyasadaki risklerin ülke ekonomisini daha derin bir sıkıntıya sürüklediği konusunda uyarıyor.
Finansal Sistemdeki Üç Kademeli Risk Senaryosu
Analist Devrim Akyıl, iki hafta önce dikkat çektiği üç kademeli risk yapısının adım adım gerçekleşmeye başladığını savunuyor. İlk risk alanı, para piyasası fonlarına olan güvenin sarsılmasıyla ilgili. Carry trade sisteminin bu fonlar üzerine kurulduğunu hatırlatan Akyıl, yatırımcıların dövize yönelmemesi için sunulan yüksek faizlerin artık yeterli olmayabileceğini belirtiyor.
Özellikle para piyasası fonları içerisindeki 1 trilyon lira civarındaki özel sektör tahvillerine (ÖSYT) dikkat çeken analist, bu noktada ciddi bir tehlike görüyor. Fonlardan çıkışlar başladığında, reel sektör şirketlerinin borçlarını ödeyememesi durumunda risksiz görünen fonlarda bile kayıplar yaşanabilir. Bu durumun piyasada bir domino etkisi yaratarak paniği büyütebileceğini öngörüyor.
BES Fonları ve Güven Kaybı
İkinci risk kademesi ise BES fonlarındaki güven kaybı olarak öne çıkıyor. Akyıl’a göre, sistemdeki güven sarsıldığında atıl bekleyen paraların bile çıkış isteği piyasayı zorlayabilir. Nitekim Türkiye Sigorta Genel Müdürü’nün Ponzi skandalına karıştığının ortaya çıkmasının, vatandaşın BES sistemine olan güvenini sarstığını ifade ediyor.
Analist, ekonomi yönetiminin bu riskleri kontrol altına almak için acilen somut garantiler vermesi ve önleyici hamleler yapması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, bu risklerin artarak devam edeceği görüşünde.
Likidite Sıkışıklığı ve Devalüasyon Riski
Üçüncü ve en kritik risk ise ödemeler dengesizliği ve likidite sıkışıklığıdır. Ponzi skandalı nedeniyle piyasadan ciddi bir nakdin yurt dışına çıktığını veya sistemden uzaklaştığını belirten Akyıl, piyasanın nakit sıkışıklığı yaşayacağını savunuyor.
Analiste göre, Merkez Bankası’nın piyasaya nakit sağlamak zorunda kalması, aşırı değerli Türk Lirası karşısında bu paranın doğrudan dövize ve altına kaymasına neden olabilir.
Bu durumun ani bir devalüasyona yol açabileceğini belirten Devrim Akyıl, önümüzdeki 3 ayın sistem üzerinde en riskli dönem olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, son 3 yıldır uygulanan kur politikasının yanlış olduğunu ve rekabetçi bir kurun sanayi ile tarımı desteklemesi gerektiğini savunuyor.
Altın ve Gümüş İçin Stratejik Seviyeler
Kendi portföyünde gram altın ve gümüş tarafında fiziki eklemeler yaptığını açıklayan analist, bu varlıkların enflasyondan korunmak için en önemli araçlar olduğunu belirtiyor. Teknik analizine göre altın tarafında 6.774 seviyesinin üzeri alım sinyali üretirken, 6.389 seviyesinin orta vadeli kritik destek olduğunu vurguluyor.
Darphane altını (Altın S1) için 70 ve 7.207 seviyelerini takip ettiğini söyleyen Akyıl, 7.207’nin aşılmasıyla aktif trade işlemlerini artıracağını belirtiyor. Gümüş tarafında ise 9.585 seviyesinin trend takip noktası olduğunu, 9.627’deki 200 günlük ortalamanın ise önemli bir direnç olduğunu ifade ediyor.
Borsa İstanbul ve Gelecek Beklentileri
Borsa tarafında ise oldukça temkinli bir duruş sergileyen Devrim Akyıl, piyasadaki likiditenin Ponzi hisselerine kaymasının doğru şirketlere yapılan yatırımları da etkilediğini savunuyor. Endekste 12.160 seviyesi aşılmadığı sürece net bir alım sinyali görmediğini belirtiyor.
Dolar bazlı grafikte 246 ve 250 dolar seviyelerinin üzerinde kapanışlar gelmediği sürece baskının süreceği görüşünde. Ancak, defter değerinin çok altına düşmüş sağlam şirketlerin 2027 yılına kadar kazanç sağlayabileceğini öngörüyor. Sonuç olarak, yatırımcıların yeniden güven duyması için ekonomi yönetiminden net bir takvim ve risk bertaraf etme planı gelmesi gerektiğini savunuyor.