Küresel piyasalarda jeopolitik riskler yeniden yükselirken Emrah Lafçı, Trump’ın ateşkesle ilgili açıklamalarının piyasa üzerindeki etkilerini ve yatırım fonları stratejilerini değerlendirdi.
Jeopolitik Riskler ve Paradigma Değişimi
Analiste göre Trump’ın ateşkesin bittiğine dair açıklamaları basit bir beyan değil, ciddi bir paradigma değişimidir. Bu durum, piyasalarda Mart ayı başındaki risklerin tekrar fiyatlanmaya başladığını gösteriyor.
Özellikle İran ve ABD arasındaki gerilimin tırmanması, bir misilleme döngüsünden ziyade yeni bir sürecin başlangıcı olarak görülüyor. Ancak bu durumun gerçekleşme olasılığı bir senaryo olup, diğer ihtimallerin de masada olduğunu belirtiyor.
Petrol Fiyatları ve Küresel Enflasyon Etkisi
Savaşın hararetlendiği dönemlerde belirli fiyatlama modelleri öne çıkar. Emrah Lafçı’ya göre bu durumun en belirgin sonucu Brent petrol fiyatlarındaki artıştır.
Petrol fiyatları 70 dolar seviyelerinden kısa sürede %10’un üzerinde primlenmiş durumdadır. Bu yükseliş küresel enflasyonu yukarı çekeceği için tahvil faizlerini de beraberinde yükseltmektedir.
Dolayısıyla, Türkiye piyasası için bu durum olumsuz bir gelişmedir. Ayrıca, petrol artışının altın ve gümüş fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceğini savunuyor.
Petrol Yatırımı İçin Fon Alternatifleri
Türkiye’de doğrudan emtiaya yatırım yapmak zor olduğu için yatırım fonları kritik rol oynuyor. Analiste göre, petrol fiyatlarının 90-100 dolar bandına gitme ihtimaline karşı pozisyon almak faydalı olabilir.
Özellikle AK Portföy’ün AES fonu, ağırlıklı olarak petrole yatırım yapan bir yapıya sahiptir. Bunun yanı sıra şu fonlar da emtia bazlı getiriler sunmaktadır:
- Garanti Portföy MT Serbest Fon (GZ)
- FIBA Portföy Model MTA Fon Sepeti Serbest Fonu (MDF)
- QNB Portföy (OVD)
- İş Portföy (TG)
Öte yandan, petrol fiyatlarının çok yükseldiğini düşünenler için SCO gibi “short” (düşüşe oynayan) ETF’lerin mevcut olduğunu hatırlatıyor.
BIST 30 ve Enerji Hisseleri Stratejisi
Jeopolitik gerilimler bazı yerli hisseleri olumlu etkilemektedir. Emrah Lafçı, petrol fiyatlarındaki artış ve rafineri marjlarının genişlemesiyle Tüpraş hisselerinin ön plana çıktığını belirtiyor.
Buna karşın, hisse senedi seçimi yapmak zor olduğu için BIST 30 endeks fonlarının daha az riskli olduğunu savunuyor. Endeks fonlarının, savunma sanayii ve enerji gibi sektörler aracılığıyla otomatik bir dengeleme sağladığını ifade ediyor.
Analiste göre, yüksek getiri odaklı yatırımcılar hala hisse senedi ve emtia fonlarına yöneliyor ancak uluslararası endekslerden gelen uyarılar dikkatle takip edilmelidir.
Portföy Dağılımı ve Beklentiler
Savaş senaryosunun derinleşmesi durumunda, Türkiye’deki enflasyonun 30’ların altına inmesi ve Merkez Bankası’nın faiz indirimi beklentileri rafa kalkabilir.
Sonuç olarak, mevcut risk ortamında hem teknoloji hem de enerji ağırlıklı bir portföy dağılımının daha koruyucu olacağını öngörüyor. Özellikle önümüzdeki günlerde petrol fiyatlarının seyri ve diplomatik gelişmeler tablodaki belirleyici unsur olacaktır.