Enflasyon verilerinin beklentilerin hafif altında kalmasına rağmen yüksek seyretmesiyle birlikte Emrah Lafçı, piyasalardaki güncel durumu ve yatırım araçlarını değerlendirdi.
Enflasyon ve Faiz Beklentileri
Son açıklanan verilere göre aylık enflasyon %1.78, yıllık enflasyon ise %31.75 olarak gerçekleşti. Emrah Lafçı’ya göre petrol fiyatlarındaki artış bu rakamları etkiledi. Ancak temel göstergeler iç talebin sönümlenmeye başladığını gösteriyor.
Enflasyonun %30 seviyelerinin altına inmemesi, Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecini zorlaştırıyor. Şu anki fonlama maliyeti %40 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca 2 yıllık tahvil faizleri %41.74 olarak izleniyor.
Analiste göre 2026 yıl sonuna kadar Merkez Bankası’ndan herhangi bir faiz indirimi beklenmiyor. Ancak mevcut %40’lık faiz oranının 37 seviyelerine çekilebileceği ihtimali mevcut. Dolayısıyla faiz getirisinin bir süre daha cazibesini koruyacağı öngörülüyor.
Kıymetli Madenler ve Altın Analizi
altın tarafında piyasalar oldukça yatay bir seyir izliyor. Fiyatlar bu hafta %0.52 yükselerek 2.029 dolardan 2.050 dolara geldi. Emrah Lafçı, kıymetli madenlerin adeta “uyuyan” bir konumda olduğunu belirtiyor.
Analiste göre 2.000 dolar seviyesi altın yatırımcıları için kritik bir set oluşturmuş durumda. Eğer 2.000 dolar aşağı yönlü kırılmazsa, bu seviyelerin alım için uygun bölgeler olduğu değerlendiriliyor.
gümüş ise son bir haftada %2.66 artış gösterdi. Fiyatlar 27.13 dolardan 28.65 dolar seviyesine yükseldi.
Petrol ve Küresel Riskler
Brent petrol fiyatlarında yüksek volatilite hakim. Haftalık bazda fiyatlar 86.53 dolardan 90 dolara çıkarak %4’lük bir artış kaydetti.
Trump’ın uluslararası diplomasiye vurgu yapan açıklamaları petrol fiyatlarında kısa süreli sert düşüşlere neden oldu. Ancak anlaşmaların hemen gerçekleşmemesi fiyatları tekrar yukarı taşıdı.
Türkiye’nin Risk Primi ve CDS
Türkiye’nin CDS priminde 7 baz puanlık bir düşüş yaşandı ve değer 233 seviyelerine geriledi. Emrah Lafçı’ya göre uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin şu an majör bir risk ihtiva ettiğini düşünmüyor.
Buna karşın bazı risklerin devam ettiği vurgulanıyor. Özellikle para politikasının alışılagelmişin dışında (unorthodox) yöntemlerle yönetilme ihtimali, yatırımcılar için temel risk unsuru olarak görülüyor.
Borsa İstanbul ve Sektörel Görünüm
borsa tarafında bankalar öncülüğünde hafif bir toparlanma çabası görülse de tepkiler sınırlı kaldı. Endeks son bir haftada %2.64 değer kaybetti.
Sektörel bazda finansal kiralama, factoring ve halka arz hisselerinde kanama sürüyor. Öte yandan ulaştırma, iletişim ve holdingler daha dirençli bir duruş sergiliyor.
Emrah Lafçı, bankalarda ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarında bir dip oluşumu arayışı olduğunu ve endeksin yükselişinin bankalar tarafından itilebileceğini öngörüyor.
Küresel Piyasalar ve Japon Yeni
Küresel ölçekte Japon Yeni’nin değer kaybı kritik bir sorun haline geldi. Japonya ve ABD’nin ortak müdahalesiyle kurun dizginlenmeye çalışıldığı belirtiliyor.
Eğer Japonya kendi elindeki Amerikan tahvillerini satarak müdahale etseydi, ABD 10 yıllık tahvil faizleri (şu an %4.71) daha da yükselebilirdi. Bu durum tüm finansal piyasaları olumsuz etkileyebileceği için ortak müdahale tercih edildi.
Son olarak, altın yatırımı yapmak isteyenler için Altın S1 sertifikasının marjlarının düşük olduğu ve mantıklı bir alternatif olabileceği ifade edildi. Önümüzdeki günlerde ABD istihdam verileri ve reel efektif döviz kuru açıklamaları takip edilecek.