Ekonomik tablonun günbegün kötüye gittiğini belirten Emre Şirin, mevcut finansal programın artık iflas ettiğini ve mızrağın çuvala sığmadığı bir döneme girildiğini savunuyor.
Vergi Yükü ve Çöken Ekonomi Politikası
Analiste göre, merkezi yönetim bütçe verileri vergi yükünün kurumlardan ziyade bireyler, esnaf ve çiftçiler üzerinde yoğunlaştığını kanıtlıyor. Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası’nın uyguladığı politikaların tamamen çöktüğünü ifade eden Şirin, enflasyonun %30 seviyesinin altına inmemesini temel gerekçe olarak gösteriyor.
Özellikle reel sektör temsilcilerinin maliyetleri yönetememesi ve karlılıkların azalması nedeniyle isyan noktasına geldiğini belirtiyor. Ancak Şirin, bu tepkilerin samimiyetini sorguluyor. Çünkü sektörlerin daha önceki hatalara sessiz kaldığını, ancak işleri kendi finansmanlarına dayandığında ses çıkardıklarını vurguluyor.
Faiz Sarmalı ve Dolar Riski
Merkez Bankası’nın politika faizi %37 olsa da fonlamanın üst banttan %40 seviyelerinde yapıldığını hatırlatan analist, ekonominin sıcak paraya ve carry trade mekanizmasına bağımlı hale geldiğini söylüyor.
Buna karşın, faizlerin indirilmesi durumunda carry trade çıkışlarının hızlanabileceği ve Dolar talebinin artacağı uyarısında bulunuyor. Yerli dolarizasyon riskinin artmasıyla birlikte, faiz indiriminin bir yandan reel sektörü rahatlatırken diğer yandan kur krizini tetikleyebileceği bir sarmalın oluştuğunu savunuyor.
Program çöktü, politika çöktü. Doları tutmak için faiz verip sıcak parayı getirme stratejisi artık tükendi.
Borsa İstanbul’da Servet Transferi
Ekonomik kırılganlıkların borsa tarafına da yansıdığını belirten Emre Şirin, piyasanın bir yatırım mecrası olmaktan çıkarılıp saatlik al-sat yapılan bir alana dönüştürüldüğünü iddia ediyor. Endeks yükselse dahi küçük yatırımcının para kaybettiği bir servet transferi sürecinin yaşandığını ifade ediyor.
Analiste göre, sığ likiditenin olduğu ve şeffaflığın düşük olduğu bu ortamda halka arzların devam etmesi piyasayı daha fazla baltalıyor. Teknik olarak endeksin 15.000 ve 16.000 seviyelerine gitme ihtimali olsa da, siyasi riskler ve MSCI’ın şeffaflık uyarıları nedeniyle temkinli olunması gerektiğini savunuyor.
Altın ve Gümüşte Yükseliş Beklentisi
Değerli metaller tarafında ise pozitif görünümün sürdüğünü belirten Şirin, altın ve gümüş fiyatlarının Brent petrol ile eş zamanlı yükseldiğine dikkat çekiyor. Fed’in faiz artırım beklentilerinin azalması ve ABD’nin 40 trilyon dolar civarındaki hazine borcu, değerli metalleri destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Ons altın tarafında 2.400 dolar üzerindeki seviyelerin, gümüşte ise 31-32 dolar bandının aşılması durumunda daha anlamlı yükselişlerin geleceğini öngörüyor. Olası kar realizasyonlarının bir çöküş değil, yeni alım fırsatları sunacağını ekliyor.
Sonuç olarak, kısa vadeli manipülatif hareketlere karşı dikkatli olunması gerekirken, uzun vadeli ve düzenli alım yapanlar için piyasaların fırsatlar sunduğu bir tablo hakim.