Merkez Bankası’nın 22 Ekim 2026 tarihli toplantısından çıkan karar sonrası Hatice Kolçak, piyasaların tepkisini ve ekonomik görünümü değerlendirdi. Beklentilerle paralel olarak gerçekleşen faiz indirimi, piyasalarda karışık sinyaller oluşturdu.
Faiz Kararı ve Piyasa Beklentileri
Merkez Bankası, politika faizini %37 seviyesinden %36’ya indirerek 100 baz puanlık bir düşüş gerçekleştirdi. Karar öncesinde JP Morgan, Morgan Stanley ve Bank of America gibi kurumlar bu indirimi öngörürken; Goldman Sachs ve Société Générale faizin sabit kalmasını bekliyordu.
Analiste göre, yıllık enflasyonun %29,3 seviyesine gerilemesi ve aylık enflasyonun %1,84 ile beklentilerin altında kalması bu indirimin temel gerekçesini oluşturuyor. Ancak Hatice Kolçak, reel sektördeki likidite probleminin derinleştiğini ve sanayi üretiminin düştüğünü vurguluyor. Bu nedenle, piyasayı gerçekten desteklemek için 200 baz puanlık bir indirimin daha uygun olacağını savunuyor.
Sabit Bırakma Senaryosu ve Riskler
Faizlerin sabit tutulması gerektiğini savunan görüşlerin arkasında üç temel risk bulunuyor. İlk olarak, Brent petrol fiyatlarının 112 dolar seviyesini aşması, enerji ithalat maliyetlerini ve gelecek ayların enflasyon riskini artırıyor.
İkinci risk, enflasyon beklentilerindeki yükselişle ilgili. Ekim ayı anketlerine göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %29,63’e yükselmiş durumda. Son olarak, erken faiz indirimlerinin TL varlıkların getiri avantajını azaltarak dövize yönelimi artırabileceği ve rezervler üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor.
Borsa İstanbul ve Bankacılık Sektörü
Karar sonrası borsa tarafında negatif bir seyir izlendi. BIST 100 endeksi 11.500 puan seviyesinin altına gerileyerek 11.469 puana kadar düştü. Özellikle bankacılık hisselerinde satışlar gözlemlendi.
Hatice Kolçak’a göre piyasanın bu kararı sevmemesinin nedeni, karar metninin gelecekteki indirimler konusunda net bir taahhüt vermemesi ve ihtiyatlı bir duruş sergilemesidir.
Borsadaki baskının sadece faizle değil, aynı zamanda MSCI endeksi değişiklikleri ve fon tasfiyelerinden kaynaklanan güven kaybıyla da ilgili olduğu ifade ediliyor. Ayrıca tüketici güven endeksinin 91,9’dan 84,8’e gerilemesi, iç talepteki zayıflığı kanıtlıyor.
Karar Metni ve Gelecek Projeksiyonu
Merkez Bankası karar metninde, dezenflasyon sürecini güçlendirmek için sıkı para politikası duruşunun korunacağını belirtti. Kurul, adımların büyüklüğünün ve zamanlamasının toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleneceğini vurguladı.
Analist, piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığı olduğunu ve özel bankacılıkta mevduat faizlerinin %40-44 aralığında seyrettiğini belirtiyor. Dolayısıyla, 1 puanlık indirimin kredi piyasalarında veya reel sektörde kısa vadede büyük bir değişim yaratmasını beklemiyor.
Sonuç olarak, 10 Aralık’taki toplantı ve önümüzdeki hafta gerçekleşecek Fed toplantısı piyasanın yönünü belirleyecek. Özellikle petrol fiyatlarının seyri ve enflasyon verileri, faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceği konusunda belirleyici olacak.