Küresel jeopolitik risk endeksi tarihin en yüksek seviyelerine ulaşırken, Prof. Dr. Emre Alkin mevcut fragmantasyon sürecinin finansal piyasalara ve emtia fiyatlarına etkilerini değerlendirdi.
Yeni Dünya Düzeni ve Jeopolitik Belirsizlik
Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, 1945 sonrası kurulan 80 yıllık Amerikan küresel düzeni parçalanmış durumda. ABD, yeni kurulacak düzenin masasında kimlerin oturacağını analiz etmeye çalışıyor. Ancak bu kez durum çok daha karmaşık.
Analiste göre artık sadece ABD, Çin ve Rusya gibi süper güçler değil, aynı zamanda Türkiye, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika gibi orta güç ülkeler de devreye girmiş durumda. Bu ülkelerin görüşleri alınmadan yeni bir dünya düzeni oluşturmanın zor olduğu belirtiliyor.
Özellikle jeopolitik risk endeksinin, Vietnam Savaşı ve petrol krizleri dönemlerini dahi geride bırakarak zirveye ulaştığı vurgulanıyor. Bu durum, küresel finansal piyasalar üzerinde ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
Petrol Fiyatları ve Enerji Krizi Senaryoları
Ortadoğu’daki gerginlikler, özellikle İran ve ABD arasındaki karşılıklı saldırılar petrol fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Temmuz ayında 73 dolara kadar gerileyen ham petrol fiyatları, kısa sürede 94 dolar seviyelerine kadar tırmandı.
Prof. Dr. Emre Alkin, Kızıldeniz ve Babülmendep bölgesindeki risklerin sevkiyat sorunlarını tetikleyebileceğini savunuyor. Özellikle Husilerin tanker saldırıları ihtimali, gemilerin rotasını Afrika’nın güneyine çevirmesine neden olabilir.
Buna karşın Avrupa’da dizel yakıt stoklarının tehlikeli seviyelere düştüğü uyarısı yapılıyor. Rusya’nın Avrupa’ya motorin sevkiyatını durdurması ve Avrupa’daki rafineri sayısının azlığı, lojistik ve tarım sektörlerinde ciddi sorunlar yaratabilir.
ABD, kendi halkını korumak adına stratejik ham petrol rezervlerini 1983’ten bu yana en düşük seviyeye indirmiş durumdadır.
Altın, Gümüş ve Bakır Analizi
Değerli metaller tarafında, jeopolitik gerginliklerin azalmasıyla altın fiyatlarında 2.800 dolardan 1.800 dolara sert bir düzeltme yaşandığı ifade ediliyor. Ancak Çin Merkez Bankası’nın altın rezervlerini artırmaya devam etmesi, fiyatları yeniden 2.200 dolar üzerine taşıyabilir.
Öte yandan, temiz enerjiye geçiş süreci gümüş ve özellikle bakır talebini artırıyor. 2025 verilerine göre, elektrik üretim kapasitesindeki artışın %85’i yenilenebilir enerjiden geliyor. Bu durum, iletim hatları için bakıra olan ihtiyacı kritik hale getiriyor.
Analist, bakırın “21. yüzyılın altını” olabileceğini öngörüyor. Özellikle güneş panelleri ve rüzgar enerjisi sistemleri, bakır talebini yapısal olarak yukarı çekiyor.
Hisse Senedi Piyasaları ve Algoritmik Ticaret
Jeopolitik riskler artarken Amerikan teknoloji şirketlerine olan ilginin zirve yapması dikkat çekiyor. Özellikle Nasdaq şirketlerine olan yabancı yatırımcı ilgisi tarihin en yüksek seviyelerinde seyrediyor.
Prof. Dr. Emre Alkin, bu yükselişin arkasında insan duygularından arınmış algoritmaların ve hedge fonların olduğunu belirtiyor. Günümüzde piyasadaki işlemlerin %50’den fazlasının “computer trading” yoluyla yapıldığı vurgulanıyor.
Ancak bu durumun bir “sabun köpüğü” yaratma riski taşıdığına dikkat çekiliyor. Özellikle Nvidia gibi şirketlerin 3.9 trilyon dolar piyasa değerine ulaşması, piyasa kapitalizasyonunda devasa boyutlara işaret ediyor.
Sonuç olarak, merkez bankalarının para politikalarını yeniden sertleştirme ihtimali, hisse senedi piyasalarındaki bu balonun patlama zamanını belirleyebilir.