Piyasaların oldukça zorlu bir dönemden geçtiği 24 Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesinde Saffet Öztürk, yatırımcıların karşı karşıya kaldığı psikolojik baskıları ve borsa içindeki dayanıklılık stratejilerini ele aldı.
Piyasadaki Psikolojik Baskı ve Dayanıklılık
Saffet Öztürk’e göre piyasalar, 30 yıllık deneyimli yatırımcıların bile benzerini görmediği kritik bir dönüm noktasından geçiyor. Bu sürecin sadece maddi kayıplara değil, aynı zamanda ciddi bir psikolojik yıpranmaya yol açtığını belirtiyor.
Analist, yatırımcıların yaşadığı bu durumu sert bir darbe almaya benzetiyor. Ancak asıl meselenin darbenin şiddeti değil, bu durumdan sonra yeniden ayağa kalkabilme kapasitesi olduğunu savunuyor.
Yatırım Araçlarındaki Belirsizlik ve Karanlık Dönem
Güncel tabloda birçok yatırım aracının yatırımcıyı memnun etmediğini vurgulayan Öztürk, altın ve Dolar gibi araçlarda dahi beklenen getirilerin sağlanamadığını ifade ediyor. Özellikle borsada ana paradan ciddi kayıplar yaşandığını ve yatırımcıların panikle hisse değiştirdiğini gözlemliyor.
Buna karşın, karanlığın en yoğun olduğu anın aydınlığa en yakın zaman olduğu görüşünü paylaşıyor. Bu nedenle, yatırımcıların mevcut karamsarlığa kapılmaması gerektiğini belirtiyor.
Borsa Yatırımında Kumar Mantığına Karşı Sabır
Saffet Öztürk, yatırımcıları özellikle bu dönemde kumar mantığından uzak durmaları konusunda uyarıyor. Kumarın kısa süreli ve riskli bir kazanç hırsı olduğunu, ancak gerçek yatırımın farklı bir disiplin gerektirdiğini savunuyor.
Analiste göre, temel verileri güçlü, bilançoları iyi ve teknik olarak diplerde olan şirketlerin düşüşleri geçicidir. Bu şirketlerin ihracat kapasitelerinin devam ettiğini ve batmadıklarını hatırlatıyor.
Şirketlerin değer kaybı genellikle şirketle ilgili değil, piyasanın genel yönünü bulamamasından kaynaklanmaktadır.
Piyasa Yönü ve Faiz Etkisi
Saffet Öztürk, piyasadaki belirsizliğin temel nedeninin sermayenin akacağı güvenli bir liman bulamaması olduğunu belirtiyor. Enflasyonun yüksekliği nedeniyle Doların tatmin etmediğini, altın tarafında ise siyasi dalgalanmaların etkili olduğunu savunuyor.
Öte yandan, sermayenin ağırlıklı olarak faiz getirilerine yöneldiğini ancak stopaj ve vergi kesintileri nedeniyle burada da hedeflenen verimin tam alınamadığını ifade ediyor. Bu karmaşa içerisinde tek çözümün sabırla beklemek olduğunu vurguluyor.
Küçük Yatırımcının Piyasadaki Rolü
Küçük yatırımcıların piyasanın asıl değer sağlayıcıları olduğunu belirten analist, halka arz edilen şirketlerin bu kitle olmadan değer kazanamayacağını savunuyor. Dolayısıyla yatırımcıların kendilerini ezilmiş hissetmemeleri gerektiğini söylüyor.
Sonuç olarak Saffet Öztürk, rüzgar sert estiğinde sönmek yerine daha da kuvvetlenmek gerektiğini savunuyor. Gelecek dönemde madencilik, demir-çelik, teknoloji ve savunma sanayii gibi sektörlerdeki potansiyellerin takip edilmesi gerektiğini öngörüyor.