Finans analisti Saffet Öztürk, 9 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesinde hem kişisel tercihlerini hem de Türkiye’nin ekonomik yapısına dair sert eleştirilerini paylaştı. Öztürk, özellikle siyasi tercihlerindeki değişimi ve piyasalardaki adaletsizlikleri ön plana çıkarıyor.
Siyasi Tercihler ve Yaşam Maliyetleri
Saffet Öztürk, uzun yıllardır desteklediği AK Parti ve Cumhurbaşkanı’na olan güvenini kaybettiğini belirtti. Analiste göre bu kopuşun temel nedeni, vatandaşın karşı karşıya kaldığı ağır mali yüklerdir. Özellikle ulaşım maliyetlerindeki artışın kabul edilemez bir noktaya geldiğini savunuyor.
Öztürk, Çorlu’dan İstanbul’a yaptığı bir seyahatin maliyetinin 3.500 Türk lirası olduğunu vurguluyor. Bu durumun sadece kişisel bir sorun olmadığını, TL’nin döviz karşısında ezilmesiyle birlikte özel otoyol ücretlerinin katlanarak arttığını ifade ediyor. Dolayısıyla, bu ekonomik tablonun sorumlusunun mevcut iktidar olduğunu savunuyor.
Toplumsal Yapı ve Ekonomik Baskılar
Analist, hükümetin vaat ettiği dindar nesiller ve güçlü aile yapısı hedeflerinin gerçekleşmediğini iddia ediyor. Güncel anketlerin toplumun ateizme yöneldiğini gösterdiğini belirten Öztürk, boşanma oranlarındaki artışa dikkat çekiyor.
Buna karşın, boşanmaların temel sebebinin sosyal medya değil, maddi yetersizlikler olduğunu öne sürüyor. Tatil ve temel ihtiyaçların karşılanmasının bile taksitlere bölündüğü bir ortamda, aile yapısının korunmasının imkansız olduğunu savunuyor.
Fon Krizi ve Piyasa Manipülasyonları
Saffet Öztürk, piyasalarda yaşanan fon krizi konusunda ciddi iddialarda bulunuyor. Analiste göre bu süreç bir “tiyatro” şeklinde yönetildi. Fonların TEFAS’ta işlem görmeye başladığı ilk gün 50 milyar Türk lirası tutarında bir çıkış gerçekleştiğini belirtiyor.
Öztürk’e göre, büyük yatırımcılar düğmeye basılmadan önce paralarını çekerek sistemden ayrıldı; ancak küçük yatırımcılar içeride kalarak zarar gördü.
Özellikle 2 milyar TL’lik vurguların küçük kaldığını, asıl büyük paranın çoktan çıktığını savunuyor. Ayrıca, Fon Araştırma Komisyonu önerisinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesini, suçluların gizlenmeye çalışılması olarak yorumluyor.
Vergi Yükü ve Girişimcilik Engelleri
Analist, Türkiye’de şirket kurup büyütmenin imkansız hale geldiğini savunuyor. Kendi şirketi üzerinden örnek veren Öztürk, kurumlar vergisi ve KDV gibi kalemlerle birlikte devletin, yapılan işin yaklaşık %50 ortağı olduğunu ifade ediyor.
Bu yüksek vergi oranlarının yerli girişimciyi yorduğunu, ancak yabancı yatırımcılara sağlanan vergi indirimlerinin adaletsiz olduğunu belirtiyor. Sonuç olarak, bu durumun şirketlerin büyümesini engellediğini ve insanları yurt dışına özlem duymaya ittiğini savunuyor.
Enflasyon ve Gerçek Veriler
TÜİK tarafından açıklanan veriler ile piyasadaki gerçek enflasyon arasındaki farka değinen Saffet Öztürk, resmi rakamların gerçeği yansıtmadığını iddia ediyor. Analist, temel hizmetlerdeki (berber, restoran vb.) fiyat artışlarının resmi verilerin çok üzerinde olduğunu savunuyor.
Öztürk’e göre, rastgele yapılacak bir piyasa araştırmasında enflasyonun %30 değil, %60-70 seviyelerinde olduğu kolayca görülebilir. Bu durumun, vatandaşın alım gücünü tamamen yok ettiğini vurguluyor.
Terörle Mücadele ve Devlet Onuru
Saffet Öztürk, yazısının sonunda terörle mücadele konusundaki hassasiyetini dile getiriyor. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir bebek katili olduğunu hatırlatan analist, devletin teröristlerle herhangi bir çözüm süreci veya anlaşma içerisine girmesini kabul edilemez buluyor.
Sonuç olarak Öztürk, haksızlıklara susmayı bıraktığını belirterek, devletin onurunun ve şehitlerin hatırasının her türlü siyasi pazarlığın üzerinde olması gerektiğini savunuyor.