Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen zayıf istihdam verileri piyasalarda dengeleri değiştirirken, Selçuk Geçer altın ve küresel piyasalar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
ABD İstihdam Verileri ve Fed Beklentileri
Eylül ayı tarım dışı istihdam verileri piyasa beklentilerinin oldukça altında kaldı. Beklenti 90.000 artış yönündeyken, gerçekleşen rakam sadece 29.000 oldu. Ayrıca Ağustos ayı verisi 162.000’den 133.000’e revize edildi. Bu durum işsizlik oranını %4.1’den %4.2’ye yükseltti.
Selçuk Geçer’e göre bu veriler Fed’in faiz politikasını doğrudan etkiliyor. Ekim ayında faiz artırımı ihtimali %25 seviyelerinden %12’ye kadar geriledi. Analist, istihdam piyasasındaki belirgin bozulma nedeniyle yeni bir faiz artış ihtimalinin neredeyse sıfırlandığını savunuyor.
Tahvil Faizleri ve Altın Stratejisi
Verilerin ardından Amerikan 10 yıllık tahvil faizleri geri çekilmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde %5.34 ile 24 yılın zirvesini gören faizlerin kalıcı olarak %5’in altına inmesi kritik önem taşıyor.
Analiste göre yüksek faiz ortamı; bütçe açıkları, devasa borçlar ve enerji maliyetleri nedeniyle sürdürülebilir değil. Özellikle teknoloji devlerinin yapay zeka yatırımları için ucuz paraya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu durum altın önündeki engelleri kaldırıyor.
Selçuk Geçer, yüksek reel faiz ve güçlü doların aynı anda dönmeye başladığını belirterek, altının asıl hareketinin henüz başlamadığını vurguluyor.
Dolar Endeksi ve Kur Beklentileri
Dolar Endeksi 102 seviyelerinden 99’a kadar geriledi. Selçuk Geçer, doların artık yolun sonuna geldiğini ve endeksin düşmeye devam edeceğini öngörüyor.
Ons altın tarafındaki yükseliş normal karşılanırken, gram altın için durum farklılaşıyor. Analist, Dolar/TL kurunun kırılma eşiğinde olduğunu ve kurun hızlanmasıyla gram altında çok yüksek rakamlar görülebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Ekonomisi ve Sektörel Riskler
Türkiye tarafında Fon Koordinasyon Kurulu’nun toplantılarıyla sermaye piyasası kanununda köklü değişikliklerin hazırlandığı belirtiliyor. Öte yandan Merkez Bankası, KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırını %4,5’ten %5’e çıkardı.
Ancak Geçer, bu hamlenin yeterli olmayacağını savunuyor. Özellikle otomobil satışlarının Eylül ayında yıllık %24.3 oranında düştüğünü belirterek, bunu bir düşüş değil çöküş olarak tanımlıyor. Sanayi PMI verisinin 47.9’a gerilemesi ve imalat sektörünün 2,5 yıldır daralması reel sektördeki sıkışmayı kanıtlıyor.
Enflasyon ve Sosyal Göstergeler
5 Ekim’de açıklanacak olan enflasyon verileri öncesinde İstanbul verileri dikkat çekiyor. Eğitim enflasyonunun %22.69 ile rekor kırdığı görülüyor. Analist, resmi enflasyon rakamlarının maaş zamlarını düşük tutmak için düşük açıklanabileceği uyarısında bulunuyor.
Son olarak işsizlik verilerine değinen Geçer, resmi rakamlar düşük görünse de atıl işsizliğin %31’e ulaştığını savunuyor. Açlık sınırının 37.800 TL, yoksulluk sınırının ise 123.000 TL üzerinde olduğu bir ortamda asgari ücretin yetersiz kaldığını vurguluyor.
Sonuç olarak, ABD tahvil faizlerinin %5 altında kalıcılık sağlaması ve Türkiye’deki kur hareketleri, önümüzdeki dönemin ana belirleyicileri olacaktır.