Türkiye’nin faiz ödemeleri kritik bir eşiği aşarken, Selçuk Geçer güncel veriler ışığında Dolar ve altın piyasalarındaki riskleri değerlendirdi.
Hazine’nin Faiz Yükü ve Bütçe Açığı
Selçuk Geçer’e göre Türkiye’nin faiz faturası korkutucu boyutlara ulaştı. 2026 yılının ilk 9 ayında hazinenin ödediği toplam faiz 2 trilyon 18 milyar lira seviyesine geldi. Özellikle Eylül ayı verileri durumun vehametini ortaya koyuyor. Eylül ayında tek başına faiz ödemesi 274 milyar lira olarak gerçekleşti.
Hazine’nin Eylül ayındaki toplam nakit açığı ise 467 milyar lira oldu. Analist, bu açığın temel kaynağının faiz ödemeleri olduğunu vurguluyor. Geçer, 2022 yılında 287 milyar lira olan toplam faiz ödemesinin beş yıldan kısa sürede sekiz kat artarak mevcut seviyeye ulaştığını belirtiyor.
Döviz Bazlı Faiz Kayıpları ve Fırsat Maliyeti
Faiz giderlerinin dolar karşılığına bakıldığında tablo daha da ağırlaşıyor. 2026’nın ilk 9 ayındaki faiz gideri 48 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Son beş yılın toplam faiz maliyeti ise 174 milyar dolara ulaştı.
Analist, bu devasa kaynağın nasıl kullanılabileceğine dair çarpıcı örnekler veriyor. Bu parayla 8 tane Akkuyu Nükleer Santrali yapılabileceğini veya milyonlarca memur ve emeklinin maaşının ikiye katlanabileceğini savunuyor. Ayrıca eğitimden sağlığa, kentsel dönüşümden sanayi altyapısına kadar pek çok stratejik yatırımın bu kaynakla yapılabileceğini ifade ediyor.
Merkez Bankası Rezervleri ve Kur Riski
Rezervlerdeki erime, kur üzerindeki baskıyı artıran temel unsurlardan biri. Selçuk Geçer, swap hariç net rezervlerin 37.9 milyar dolara kadar gerilediğini belirtiyor. Bu düşüş trendi altı haftadır devam ediyor.
Rezervlerin tükenmesi durumunda kurda kırılganlık artacak ve bu durum ani bir kur kırılmasına yol açabilir.
Analiste göre, mevcut ekonomik konjonktürde bir sabah Dolar fiyatının 80 lira seviyelerinde görülmesi şaşırtıcı olmaz. Bu senaryo gerçekleşirse gram altın fiyatlarının 12-13 bin lira bandına çıkabileceğini öngörüyor.
Küresel Riskler ve Fed Beklentileri
Dünya genelinde gelişen piyasalardan sermaye çıkışları hızlanmış durumda. Eylül ayında bu piyasalardan 26 milyar dolardan fazla para çıkışı yaşandı. Buna karşın Fed yetkilileri hala faiz artırım sinyalleri vermeye devam ediyor. Özellikle Fed yetkilisi Waller’ın ilave artışların söz konusu olabileceği yönündeki açıklamaları dikkat çekiyor.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker saldırıları petrol fiyatlarını baskılıyor. Brent petrolün 100-105 dolar arasında seyretmesi, nakliye ve üretim maliyetlerini artırarak küresel enflasyonu tetikliyor. Bu durum Fed’in faiz indirim sürecini zorlaştırıyor.
Altın ve Bitcoin İçin Gelecek Senaryoları
Kısa vadede altın fiyatları 4.000 dolar seviyesinin üzerinde tutunmaya çalışıyor. Ancak tahvil faizlerinin balon seviyelerde olduğunu düşünen Geçer, bu faizlerin gerilemesiyle altının hızla 4.800 dolar ve ardından 5.000 dolar seviyelerini zorlayabileceğini öngörüyor.
Benzer bir yükseliş trendinin Bitcoin için de geçerli olduğunu ve varlığın 100.000 dolar hedefine yürüyebileceğini savunuyor. Ancak Türkiye özelinde cari açık riskinin büyümesi ve rezervlerin azalması, iç piyasadaki baskıyı artırmaya devam edecektir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin yüksek faiz yükü ve dış riskler nedeniyle faiz indiriminin neredeyse imkansız olduğu, bu sürecin bedelinin ise reel sektör ve vatandaş tarafından ödeneceği öngörülüyor.