Küresel endeks sağlayıcılarının uyarıları ve artan makroekonomik riskler, Selçuk Geçer’in analizlerine göre Türkiye’yi ciddi bir ekonomik kriz eşiğine sürüklüyor.
Borsa ve Sınır Piyasa Riski
S&P Dow Jones endeks sağlayıcısı, Türkiye’nin yakın zamanda alt lige düşebileceği konusunda kritik bir açıklama yaptı. Analiste göre Türkiye, “sınır piyasa” kategorisine geçmek üzere izlemeye alındı.
Sınır piyasa kavramı, gelişmiş ve gelişmekte olan piyasaların altında yer alan üçüncü bir ligi temsil ediyor. Selçuk Geçer, bu durumun Türkiye’yi Mozambik gibi ülkelerin borsalarıyla aynı seviyeye indireceğini belirtiyor.
Bu kategorideki piyasalar çok daha küçük, riskli ve likiditesi düşük yapılardır. Eğer izleme süreci karar aşamasına geçerse, borsa tarafında çok daha sert satışlar ve yüksek dalga boylu hareketler görülebilir.
Cari Açık ve Dış Ticaret Tehlikesi
Goldman Sachs, Türkiye için kritik bir uyarıda bulunarak cari açık sorununa dikkat çekti. Kuruma göre cari açık, şu an enflasyondan çok daha büyük bir risk haline geldi.
Veriler bu kaygıları destekliyor. Haziran ayında dış ticaret açığı 10.4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Altı aylık toplam dış ticaret açığı ise 53.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Selçuk Geçer, cari açığın 30 milyar dolara dayandığını ve bu durumun turizm veya işçi gelirleriyle finanse edilemediğini vurguluyor. Dolayısıyla Türkiye’nin yeniden dış kaynağa bağımlı hale gelmesi, kur üzerinde büyük bir kırılganlık yaratıyor.
Faiz Beklentileri ve Carry Trade
Küresel bankaların çoğu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yakın zamanda bir faiz indirimi yapmasını beklemiyor. Özellikle çekirdek enflasyonun hızla yükselmesi, faiz indirimlerini imkansız kılıyor.
Öte yandan, carry trade yatırımcılarının yüksek faiz ortamı nedeniyle Türk lirasına akın ettiği görülüyor. Ancak Selçuk Geçer, bu durumun övünülecek bir şey olmadığını savunuyor.
Analiste göre bu yatırımcılar, yüksek faizden yararlanıp dövizlerini katladıktan sonra hızla ülkeden ayrılıyor. Bu durum, Türkiye’nin iç kaynaklarının boşaltılması riskini beraberinde getiriyor.
Kur Şoku ve Ekonomik Kriz Senaryosu
Türkiye’nin döviz talebi artarken, Merkez Bankası rezervlerinin 28 milyar dolar seviyelerinde kalması büyük bir risk oluşturuyor. Dış kaynakla karşılanamayan döviz talebi, kuru kontrolsüz şekilde yükseltebilir.
Kur yükseldiğinde ithalata bağımlı ürünlerin fiyatları artacak ve bu durum korkunç bir enflasyon, faiz ve işsizlik sarmalı doğuracaktır.
Selçuk Geçer’e göre, mevcut baskı politikaları ancak belirli bir noktaya kadar sürdürülebilir. Eğer süreç bu şekilde seçime kadar götürülmeye çalışılırsa, seçim sonrası Dolar ve Euro fiyatlarında kimsenin engelleyemeyeceği büyük bir kırılma yaşanabilir.
Sonuç olarak, çekirdek enflasyondaki artış ve kontrol edilemeyen cari açık, yakın zamanda bir kur şokunun yaşanabileceğini gösteriyor.