Fed’in faiz kararını sabit tutmasına rağmen piyasalarda Ekim ayına kadar faiz artışı beklentisinin %90’ın üzerine çıkması, Yatırım 101 tarafından detaylı bir risk analiziyle ele alındı.
Fed’in Faiz Politikası ve U Dönüşü Senaryosu
Analiste göre piyasa şu an basit bir faiz artış döngüsünü değil, bir “U dönüşünü” fiyatlıyor. Fed normalde indirim penceresindeyken aniden geri vitese takma eğilimi gösteriyor. Ancak Yatırım 101, Kevin Warsh yönetimindeki Fed’in 2026 yılında faiz artıracağını öngörmüyor.
Bu görüşün arkasında iki temel gerekçe bulunuyor. İlk olarak, siyasi nedenler ön plana çıkıyor. Warsh’u atayan yönetimin, ara seçimler öncesinde ekonomiye faiz artışıyla fren yapmasının siyaseten çok pahalı bir hamle olacağı savunuluyor. İkinci gerekçe ise ABD’nin 38 trilyon dolar borcu olmasıdır. Borcu reel olarak eritmenin yolu, faizi enflasyonun hafif altında tutmaktır.
Enflasyonu Tetikleyen Dört Temel Fay Hattı
Buna karşın, piyasadaki konsensüsün faiz artışı beklemesinin dört ana nedeni bulunuyor. İlk olarak, Brent petrol fiyatlarının son bir ayda 70 dolardan 90 dolara fırlaması maliyetleri artırıyor. İkinci olarak, tarife zamlarının henüz tamamının raflara yansımamış olması önümüzdeki dönemde fiyat baskısı yaratabilir.
Üçüncü faktör, yapay zeka donanım enflasyonudur. Çip ve donanım talebi fiyatları yukarı itmekte ve bu alanda %8 civarında bir artış gözlemlenmektedir. Son olarak, hizmet tarafındaki üretici fiyatlarının %5.1 artması, şirketlerin ya kar marjlarını eritmesine ya da zam yapmasına yol açacaktır.
Tarihsel Örnekler ve Piyasa Tepkileri
Fed’in gevşeme döneminde yön değiştirdiği son 60 yıldaki üç kritik dönem, bugünkü tabloya ışık tutuyor:
- 1973 Dönemi: Petrol şoku ve geç kalan Fed müdahalesi stagflasyona yol açtı. S&P 500 yaklaşık iki yılda %48 düşerken, altın %190 oranında arttı.
- 1990 Dönemi: Erken faiz artışı piyasalar tarafından sindirildi. S&P 1989’u %27 artışla kapattı. Ancak sonrasında gelen petrol şoku kısa süreli düşüşler yarattı.
- 1999 Dönemi: Faiz artışlarına rağmen internet hisselerindeki coşku nedeniyle Nasdaq %86 arttı. Fakat bu durum faturayı büyüttü ve 2000 yılında dot-com balonu patladı.
Portföyler tahminlerle değil, planlarla korunur. Çok hesap zafer, hiç hesap yapmamak ise yenilgi getirir.
Borsa İstanbul ve Hisse Seçim Stratejisi
Küresel faiz artışlarının Borsa İstanbul’u üç kanaldan etkileyeceğini belirten analist, doların güçlenmesiyle kur baskısının artacağını öngörüyor. Ayrıca Amerikan tahvillerinin cazibesiyle yabancı satışı gelebilir ve TCMB’nin faiz indirim alanı daralabilir.
Bu riskli ortamda üç filtreleme yöntemi öneriliyor. İlk olarak, havacılık gibi döviz geliri olan ihracatçılar kur baskısını dengeler. İkinci olarak, borçsuz ve kasası güçlü olan net nakit şirketler yüksek faizin sigortasıdır. Üçüncü olarak ise yabancı takası düşük olan yan tahtalar daha güvenli limanlar olabilir.
Altın ve Gram Altın Beklentileri
Altın fiyatlarını belirleyen temel unsurun reel faiz ve Fed’in kredibilitesi olduğunu vurgulayan Yatırım 101, değerli metallerin portföyde bir sigorta görevi gördüğünü belirtiyor. Ons altın faiz artışı beklentileriyle baskılansa da Türk yatırımcısı için durum farklıdır.
Özellikle gram altın tarafında, ons fiyatı yatay kalsa bile kur etkisiyle yükseliş potansiyeli korunuyor. Örneğin 2022’de ons altın yatay seyrederken, gram altın kur etkisiyle yaklaşık %40 artış göstermiştir.
Sonuç olarak, Fed’in önümüzdeki iki çeyrekteki tavrı hangi senaryonun gerçekleşeceğini belirleyecektir. Ancak enflasyonun yüksek kalması durumunda, faiz artırılmaması bile “Burns Hatası” olarak adlandırılan riskli bir süreci başlatabilir.