Vergi sistemindeki adaletsizlik sorusuyla başlayan Yatırım 101’in analizi, zenginlerin neden daha az vergi ödediğini açıklıyor. Maaş geliri ile sermaye geliri arasındaki temel farklar, vergilendirme süreçlerindeki eşitsizlikleri gözler önüne seriyor. %45’e varan efektif vergi yüküyle maaşlı çalışanlar ile %15-20 bandında vergilendirilen sermaye kazançları arasındaki uçurum dikkat çekiyor.
Türkiye ve ABD’de Vergi Sisteminin İşleyişi
Maaş gelirinde kaynakta kesinti, gelir oluşumuyla birlikte vergilendirme ve artan oranlı vergi dilimleri uygulanırken, sermaye gelirinde zamanlama kontrolü ve vergi erteleme imkanı bulunuyor. Amerika’da federal düzeyde maaş gelirlerinde %37’ye kadar çıkan vergi oranları, uzun vadeli sermaye kazancında ise %15-20 aralığında seyrediyor. Türkiye’de de benzer bir mantıkla, şirket karları üzerinden kurumlar vergisi ödenirken, kar dağıtılmazsa vergi erteleniyor. Bu durum, sermaye sahiplerine önemli bir avantaj sağlıyor. enflasyon oranlarındaki artış, maaşlı çalışanların vergi yükünü daha da artırırken, sermaye gelirleri için farklı stratejilerle vergi optimizasyonu mümkün oluyor.
Analiste göre, vergi kanunları politikacılar tarafından yazılıyor ve seçim kampanyalarının finansmanı büyük şirketler ve yüksek gelir grupları tarafından sağlanıyor. Bu durum, vergi düzenlemelerinin adil bir şekilde yapılmasını zorlaştırıyor. Sistem, zenginlerin vergi avantajlarından yararlanmasını sağlarken, maaşlı çalışanların vergi planlaması yapma imkanı kısıtlı kalıyor.