ABD ekonomisindeki görünür büyüme ile gerçek veriler arasındaki uçurum derinleşirken, Adam Taggart ve stratejist Danielle Booth, piyasalardaki gizli riskleri ve istihdam verilerindeki yanıltıcı tabloyu analiz etti.
İstihdam Verileri ve Gizli Resesyon Senaryosu
Danielle Booth’a göre, resmi veriler ekonominin yolunda gittiğini gösterse de gerçek durum çok daha farklı. Booth, birçok tüketici için 2025 yılının aslında bir resesyon dönemi olduğunu savunuyor. Özellikle resmi anketlerin aksine, gerçek veri kaynağı olan Çeyreklik İstihdam ve Ücret Sayımı’nın (QCEW) kritik bir tablo çizdiğini belirtiyor.
Analiste göre, 2025 yılının ilk üç çeyreğinde net iş kaybı yaşandı. Son 12 aylık süreçte ise toplamda 600.000 tam zamanlı iş kaybı gerçekleşti. Booth, Dünya Kupası gibi etkinlikler nedeniyle yaratılan yeni işlerin geçici ve yarı zamanlı olduğunu, bu durumun kalıcı bir ekonomik iyileşme sağlamadığını vurguluyor.
K-Şekilli Ekonomi ve Yatırım Riskleri
Ekonominin “K-şekilli” bir yapıya büründüğü, yani üst gelir grubunun yükselirken alt grubun çöktüğü bir dönemden geçildiği belirtiliyor. Adam Taggart, yapay zeka yatırımlarının ve hükümet harcamalarının bu durumu maskeleyip maskelemediğini sorguluyor. Ancak Booth, şirketlerin davranışlarında ciddi bir sorun olduğunu ifade ediyor.
Şirketlerin sermaye harcamaları (capex) yapmak yerine, savunmacı bir strateji izlediğini belirten Booth, şu noktalara dikkat çekiyor:
- Şirketler yeni yatırımlar yapmak yerine stoklarını artırmaya odaklandı.
- Enerji fiyatlarındaki artış ve yeni gümrük vergisi riskleri “panik stokçuluğuna” yol açtı.
- Yapay zeka alanı dışındaki sektörlerde gerçek anlamda bir kapasite artırımı görülmüyor.
Dolayısıyla, şirketler saldırgan bir büyüme yerine sadece ayakta kalmaya yönelik harcamalar yapıyor.
İflas Oranları ve Tüketici Baskısı
Ekonomik baskıların en somut göstergesi olarak iflas mahkemelerindeki hareketlilik öne çıkıyor. Booth, kurumsal iflasların ardından artık tüketici iflaslarının da arttığını belirtiyor. Özellikle tüketici iflaslarının yıllık bazda %10 oranında arttığı görülüyor.
Kurumsal iflasların ardından gelen iş kayıpları, doğal bir süreç olarak tüketici iflaslarını tetikliyor.
Buna ek olarak, 1 Temmuz itibarıyla 42 milyon Amerikalının öğrenci kredilerini geri ödemeye başlaması, hanehalkı üzerinde ciddi bir fiyat şoku yaratabilir. Bu durumun tüketici harcamaları üzerinde baskı oluşturması bekleniyor.
Üst Gelir Grubunda Güven Kaybı
Analizlerin en kritik noktası ise K-şekilli ekonominin üst kolundaki değişim. Adam Taggart, emekli olan Boomer kuşağının sahip olduğu 90 trilyon dolarlık net varlığın ekonomiyi desteklediğini savunuyor. Ancak Danielle Booth, Conference Board ve Michigan Üniversitesi verilerine dayanarak farklı bir uyarıda bulunuyor.
Booth’a göre, şu an güveni en hızlı düşen grup, ekonominin lokomotifi olan yüksek gelirli kesimdir. Eğer üst gelir grubunun güveni kırılmaya devam ederse, ortalamaları yukarı çeken mekanizma çökebilir. Sonuç olarak, üst segmentteki bu zayıflama, genel ekonomik tabloyu tamamen değiştirebilecek en büyük risk faktörü olarak görülüyor.