Küresel tahvil piyasalarında artan gerilimler sürerken Adam Taggart, FED’in karşı karşıya olduğu yapısal riskleri ve piyasaların olası yönünü analiz etti.
Tahvil Piyasasında Arz ve Talep Dengesi
Analiste göre ABD Hazine tahvillerinde jeopolitik kaynaklı ciddi bir arz-talep dengesizliği yaşanıyor. Özellikle Çin’in uzun süredir devam eden satışları ve Japonya’nın kendi para birimini korumak için tahvil satmak zorunda kalması baskıyı artırıyor.
Buna ek olarak, yapay zeka (AI) yatırımları için gereken devasa sermaye talebi, hükümet borçlanmalarını gölgede bırakmaya başladı. Dolayısıyla piyasada daha fazla arz oluşurken, getiriler matematiksel olarak yükseliyor. Bu durum, FED’in kontrolü dışındaki faktörlerin piyasayı domine ettiğini gösteriyor.
Nötr Faiz Oranı ve Sermaye Savaşı
Adam Taggart, piyasanın nötr politika oranı (r-star) tahmininin son aylarda 50-75 baz puan yükseldiğine dikkat çekiyor. Bu artış, piyasanın FED’e gönderdiği net bir mesajdır.
Sermaye sahipleri, tahvil piyasasına yeni dolar çekmek için FED’in para politikasını sıkılaştırmasını bekliyor. Aksi takdirde, sermaye daha yüksek getiri sunan diğer alanlara kayacaktır. Şu an yapay zeka yatırımları ve genişleyen bütçe açıkları nedeniyle küresel bir sermaye savaşı yaşanıyor.
FED’in Sıkılaşma Stratejisi ve Riskler
Analiste göre FED’in enflasyonu dizginlemek ve tahvil piyasasında güven kazanmak için sıkılaşmaya gitmesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak burada yöntem kritik önem taşıyor.
FED’in politika faizlerini artırmak yerine bilanço daraltımına odaklanması gerektiğini savunuyor. Çünkü konut yatırımları gibi faize duyarlı sektörler halihazırda resesyonda. Mevcut büyümenin büyük kısmı tüketim harcamaları ve AI yatırımlarından geliyor.
FED, iş döngüsünü tamamen öldürmek yerine, bilanço üzerinden piyasaya “birkaç kez yumruk atmalı” ve aşırı ısınmayı önlemelidir.
Kısa Vadeli Senaryolar ve 1998 Riski
Makro hava modeline göre hisse senetleri, Bitcoin ve altın için orta vadeli görünüm pozitif kalmaya devam ediyor. Ancak Eylül ve Ekim aylarındaki FED toplantıları bu durumu değiştirebilir.
Eğer para politikası döngüsü beklenmedik şekilde sert bir baş aşağı dönüş yaparsa, 1998 yazında görülen tarzda bir düzeltme riski doğabilir. 1998’deki bu düzeltme piyasada yaklaşık %19’luk bir düşüş yaratmıştı.
Buna karşın, FED’in döngüsel bir sıkılaşma yaparak uzun vadeli ve sürdürülebilir bir gevşeme zemini hazırlaması durumunda, piyasaların bu süreci başarıyla atlatacağı öngörülüyor.
Küresel Tasarrufların Azalması ve Gelecek
Son olarak Adam Taggart, “Büyük Ilımlama” döneminin sona erdiğini belirtiyor. Küresel tasarruf oranlarının yapısal olarak düştüğünü ve bunun tahvil piyasaları için kalıcı bir sorun olduğunu vurguluyor.
Özellikle ABD ve Japonya’nın genişleyen bütçe açıkları, sermaye arzının azaldığı bir ortamda daha fazla baskı yaratacaktır. Sonuç olarak, FED tarafından atılacak adımlar ve küresel likidite akışları, önümüzdeki birkaç ayın yönünü belirleyecektir.