Piyasalarda marjin borçlarının rekor seviyelere ulaşmasıyla birlikte Adam Taggart, kaldıraçlı ETF’ler ve opsiyonlar üzerinden yapılan riskli işlemlerin yaratabileceği büyük çöküş riskine dikkat çekti.
Piyasa Genişliği ve Yanıltıcı Yükseliş
Adam Taggart, piyasanın genel görünümünün sağlıklı olup olmadığını sorgularken, piyasa genişliğinin (breadth) ciddi şekilde azaldığını belirtiyor. Normal bir boğa piyasasında hisselerin %70-80’inin 50 günlük hareketli ortalamalarının üzerinde olması beklenirken, şu an bu oran sadece %53-54 seviyelerinde seyrediyor.
Analiste göre, S&P 500’ün eşit ağırlıklı endeksinin (RSP) iyi görünmesi bir illüzyondan ibaret. Bunun temel nedeni, yarı iletken endeksi bileşenlerinin MAG7 grubunda yer almaması ve bu sektördeki aşırı performansın diğer hisseleri yukarı çekmesidir. Dolayısıyla piyasa, giderek daralan bir alanda yükseliyor.
Yarı İletken Sektöründe Döngüsellik Riski
Sektördeki momentum artışı, Micron gibi şirketlerin raporladığı devasa gelir artışlarıyla destekleniyor. Ancak analist, bu büyüme oranlarının sürdürülebilir olmadığını savunuyor. Micron’un gelirlerinin bir yılda 1,8 milyar dolardan 24 milyar dolara çıkması, bir sonraki yıl için 48 milyar dolar hedefi anlamına gelir ki bu durum “büyük sayılar yasası” gereği imkansızdır.
Özellikle yarı iletken endeksi yatırımlarının çok döngüsel bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan analist, şu risklere işaret ediyor:
- Artan fiyatlar, mevcut üreticileri daha fazla ürün üretmeye teşvik ederek arzı artırır.
- Yüksek kâr marjları, yeni rakiplerin piyasaya girmesini tetikler.
- Arz-talep dengesi kurulduğunda, fiyatlarda sert bir geri çekilme yaşanır.
MAG7 ve Fiyatlama Stratejileri
Sermayenin MAG7 grubundan çıkıp yarı iletkenlere kayması, kısa vadeli bir momentum değişimi olarak değerlendiriliyor. Ancak Apple gibi şirketlerin ürün fiyatlarını artırması, uzun vadede kâr marjlarını korumalarını sağlayacaktır. Tüketicilerin yüksek fiyatlara alışması, maliyetler düşse bile fiyatların eski seviyelerine dönmemesine neden olur.
Analiste göre MAG7 şirketleri, yarı iletkenlerin aksine daha istikrarlı gelir büyümesine ve makul çarpanlara sahip. Bu durum, yarı iletken sektöründeki balon söndüğünde sermayenin yeniden bu güvenli limanlara döneceğini gösteriyor.
Piyasadaki daralma ve aşırı kaldıraç kullanımı, olası bir düzeltmenin çok daha sert ve yıkıcı olmasına yol açabilir.
Sonuç olarak, yarı iletkenlerdeki parabolik yükselişin yerini zamanla bir ortalamaya dönüşün alması bekleniyor. Bu süreçte şirketlerin serbest nakit akışlarının sermaye harcamalarına (CapEx) ne ölçüde yönlendirildiği, gelecekteki dengeleri belirleyecek temel faktör olacaktır.