Küresel piyasalarda enerji krizleri ve fon skandalları etkisini sürdürürken Atilla Yeşilada, petrol, altın ve borsa üçgenindeki riskli tabloyu değerlendirdi.
Petrol Fiyatları ve Jeopolitik Riskler
Atilla Yeşilada’ya göre Brent petrol tarafında durum oldukça kritik. Analist, ABD’nin İran’a yönelik saldırı planlarının ve bölgedeki gerilimin fiyatları yukarı ittiğini belirtiyor. Özellikle İran’ın, ABD seçimleri öncesinde baskıyı artırarak Trump’ı zor durumda bırakmak isteyeceğini savunuyor.
Bu durumun 3 Kasım’daki Amerikan seçimlerine kadar petrol fiyatlarını yükselteceğini öngörüyor. Ancak savaş sonrasında Trump’ın kongre kontrolünü kaybederse tansiyonun düşebileceğini ekliyor. Buna rağmen fiyatlarda ciddi bir indirim beklemiyor.
Yeşilada, piyasadaki vadeli işlem fiyatlarının gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. Asya ve Avrupa’da hemen teslim fiyatların 150-185 dolar arasında konuşulduğunu belirtiyor. Ayrıca tanker trafiğindeki rota değişiklikleri ve kış mevsiminin etkisiyle arz sıkıntısının süreceğini ifade ediyor.
Enerji Maliyetleri ve Faiz Beklentisi
Analiste göre asıl sorun ham petrolden ziyade dizel ve benzin gibi rafine ürünlerde yaşanıyor. Rafineri kapasitelerinin yetersizliği ve Rusya’nın saldırılar nedeniyle kapasite kaybetmesi fiyatları yukarı çekiyor. Ayrıca Çin’in normalleşme sonrası piyasaya günde 4-5 milyon varil ekstra talep getirebileceğini öngörüyor.
Bu enerji maliyetleri nedeniyle Atilla Yeşilada, Merkez Bankası’na kritik bir uyarıda bulunuyor. Ekim ayındaki PPK toplantısında faiz indiriminin büyük bir hata olacağını savunuyor. Çünkü enerji ithalatı yüksek olan Türkiye’de, yükselen maliyetlerin enflasyonu tekrar tetikleme riski bulunuyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yukarı itmesi, merkez bankasını yeniden faiz artırımına zorlayabilir.
Altın Hedefleri ve Tahvil Faizi Baskısı
Altın tarafında piyasadaki 5.000-6.000 dolarlık tahminleri gerçekçi bulmadığını belirten Yeşilada, farklı senaryolar üzerinde duruyor. En kötü senaryoda onsun 3.850 dolara düşebileceğini, en iyi senaryoda ise 4.750 dolara çıkabileceğini ifade ediyor.
Ancak analist, altının 4.500 doların üzerine çıkmasını beklemiyor. Bunun temel nedeni olarak ABD 10 yıllık devlet tahvil faizlerini gösteriyor. Tahvil faizlerinin %6 seviyelerine yükselme ihtimalinin, altının alternatif maliyetini artırarak talebi düşüreceğini savunuyor.
Borsa İstanbul ve Fon Krizi Etkileri
Borsa tarafında piyasanın ikiye bölündüğünü belirten Yeşilada, BIST 100 ve BIST 30 şirketlerini güvenli liman olarak tanımlıyor. Bu şirketlerin fon krizinden daha az etkilendiğini ve yabancı yatırımcı girişiyle yükselebileceğini düşünüyor. Ancak bu yükseliş için MSCI Türkiye kararının beklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, küçük ölçekli hisseler için oldukça karamsar bir tablo çiziyor. Fon krizinin yanı sıra 26 şirkete yönelik soruşturmaların başladığını ve bunun bir “cadı avına” dönüşebileceğini belirtiyor. Ayrıca bu hisselerdeki %30’luk zararların telafi edilmesi için %80-90 prim yapılması gerektiğini, bunun ise makul olmadığını savunuyor.
Riskli Varlıklar İçin Gereken Koşullar
Sonuç olarak Atilla Yeşilada, gelişmekte olan piyasalara ilginin geri dönmesi için üç temel şartın gerçekleşmesi gerektiğini belirtiyor. İlk olarak Trump’ın ara seçimleri kaybetmesi, ikinci olarak ABD tahvil faizlerinin zirve noktasına ulaştığının netleşmesi ve son olarak dolar endeksinin değer kaybetmesi gerekiyor.
Analiste göre mevcut ekonomik tablo bir krizden ziyade donukluk ve yavaşlama şeklinde seyrediyor. Bu şartlar altında hisselerin ucuz olması, tek başına alım yapmak için yeterli bir neden değil.