Türkiye’deki yatırım fonu krizi derinleşirken, Barış Soydan uluslararası boyutlara ulaşan dolandırıcılık iddialarını ve piyasalardaki güncel durumu değerlendirdi.
Fon Krizinin Uluslararası Boyutu ve Kayıplar
Krizin sadece yerel yatırımcılarla sınırlı kalmadığı, büyük yabancı kurumların da etkilenmiş olduğu ortaya çıktı. Norveç Varlık Fonu’nun 208 milyon dolar kaybettiği bilinirken, savcılık soruşturması Citibank’ın da benzer bir durumla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Analiste göre Citibank, Tera tarafından şişirilen sekiz farklı hisseye 80 milyon dolar yatırım yaptı. Bu durumun, krizin uzun süredir devam eden uluslararası bir dolandırıcılığa dönüştüğünü kanıtladığını savunuyor. Ayrıca MSCI’ın Türkiye’yi gelişen ülkeler liginden çıkarma uyarısının arkasında bu tür büyük kayıpların yattığını belirtiyor.
Tasfiye Süreçleri ve Yeni Yasa Teklifi
Fonlardaki ödeme süreçleri yavaş da olsa başladı. A1 Portföy ve Bül Portföy’ün 17 fonunda ödemeler tamamlandı. Ancak ödenen 6.3 milyar lira, toplam tasfiye edilecek tutarın sadece %1’ine denk geliyor. Toplam tutarın 644 milyar lira olduğu tahmin ediliyor.
Meclis’e gelmesi beklenen yeni yasa teklifiyle ilgili sızan bilgiler kritik önem taşıyor. Teklifle birlikte “ilk giren ilk çıkar” yöntemiyle ödemelerin yapılması ve azami 1 milyon lira ara ödeme sağlanması planlanıyor.
Bazı serbest fonlarda nakit tutarın yetersiz kalması durumunda, mevcut paranın hak sahipleri arasında oransal olarak dağıtılacağı öngörülüyor.
Döviz Talebi ve Merkez Bankası Rezervleri
Yatırım fonlarından çıkan paraların bir kısmı dövize yöneliyor. Son dört haftada yurt içi döviz mevduatlarındaki artış 7 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yabancı yatırımcılar da fon krizinin ardından piyasayı terk ediyor. Yabancıların yatırım fonu tutarı 11.1 milyar dolardan 5 milyar dolara geriledi.
Bu talep artışı Merkez Bankası rezervlerini baskılıyor. Brüt rezervler yıl başındaki 220 milyar dolar seviyesinden 167.4 milyar dolara indi. Özellikle borçlar hariç tutulan swap rezervleri 37.9 milyar dolara kadar geriledi.
Faiz Beklentileri ve Reel Getiri Analizi
Rezervlerdeki erime ve döviz talebi, faiz kararlarını etkileyebilir. Goldman Sachs, Merkez Bankası’nın 22 Ekim toplantısında faizi %37’de sabit tutacağını öngörüyor. Buna karşın diğer bankalar 100 baz puanlık bir indirim bekliyor.
Analiste göre faizler sabit kalırsa, mevduat faizleri enflasyona karşı koruma sağlamaya devam edebilir. Son bir yıllık perspektifte altın reel getiride liderliğini korurken, tahviller ve mevduat faizleri onu takip ediyor.
Öte yandan, Amerikan dolarının son bir yılda TÜİK enflasyonuna göre %9.26 oranında reel değer kaybettiği görülüyor. Benzer bir reel erime konut piyasasında da yaşanıyor. Konut fiyat artışları ortalama %22.5 seviyesinde kalırken, enflasyonun çok altında bir performans sergiledi.
Değerli Metaller ve Küresel Görünüm
Dünya Altın Konseyi verilerine göre Çin Merkez Bankası, geçen ay son 3 yılın en yüksek alımıyla 21 ton altın aldı. Almanya Merkez Bankası Başkanı Nagel de kağıt varlıklara güvenin azaldığını belirterek altın alımlarının sürmesi gerektiğini vurguluyor.
Gümüş tarafında ise durum daha farklı. Merkez bankalarının gümüş alımı yapmaması nedeniyle fiyatlar daha kırılgan seyrediyor. Ancak altın-gümüş oranının şu an 70 seviyesinde olması, tarihsel ortalamaya yakın bir seyir izlendiğini gösteriyor.
Borsa İstanbul ve Sektörel Hareketler
Borsa tarafında 12.000 seviyesi üzerinde bir tutunma çabası görülüyor. Endeks bugün %0.75 yükselirken, sanayi hisseleri %1.75 artışla pozitif ayrıştı. Ancak bankacılık endeksi %1.54 oranında değer kaybetti.
Bankalardaki düşüşün nedeni olarak, tasfiye edilen fonlardaki banka hisselerinin satılmaya başlanmış olabileceği iddia ediliyor. Ayrıca Brent petrol fiyatlarının %3.5 artışla 104 dolara gelmesi, Tüpraş gibi petrokimya şirketlerini destekledi.
Sonuç olarak, yatırımcıların nakit sıkıntısı nedeniyle piyasada hacim düşük seyrediyor. Önümüzdeki günlerde açıklanacak olan banka ve teknoloji şirketi bilançoları, piyasanın yönünü belirlemede kritik rol oynayacak.