Küresel piyasalarda volatilite artarken Hatice Kolçak, özellikle ABD tahvil faizleri ve enerji fiyatlarının varlıklar üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Küresel Piyasalarda Tahvil ve Dolar Baskısı
Analiste göre son 48 saatte ana gündem maddesi ABD tahvil faizleri oldu. 10 yıllık tahvillerin %5 seviyesinin üzerine çıkması piyasalar için ciddi bir risk sinyali taşıyor. Özellikle 2007 yılından bu yana görülen bu yüksek seviyeler, yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşıp daha yüksek getiri sunan tahvillerle ilgilenmesine neden oluyor.
Buna karşın Wall Street’in, S&P 500 ve Nasdaq gibi endekslerin haftayı pozitif kapatması dikkat çekici bir ikilem yaratıyor. Hatice Kolçak’a göre piyasada teknoloji ve yapay zeka tarafında aşırı değerlemeler varken borsaların yükselmesi büyük bir soru işareti oluşturuyor. Dolayısıyla bugün riskleri görmezden gelen piyasanın, yarın bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalabileceğini savunuyor.
Enerji Krizi ve Jeopolitik Riskler
Dünyanın ana gündeminin tamamen enerji olduğunu belirten analist, Brent petrol fiyatlarının 104 dolar seviyesinde kalmasının küresel risk iştahını düşürdüğünü vurguluyor. Özellikle İran ve Hürmüz Boğazı merkezli gerilimler, enflasyon beklentilerini artırarak Fed’in faiz artırım ihtimallerini güçlendiriyor.
Öte yandan ABD’nin Çin ile yaptığı 20 yıllık gaz anlaşması ve Grönland üzerindeki askeri koruma hamleleri, stratejik bir konumlanmanın göstergesi olarak okunuyor. Sonuç olarak enerjiye erişim sorunu, hem merkez bankalarının faiz politikalarını hem de küresel büyüme rakamlarını doğrudan etkileyen temel unsur haline geldi.
Borsa İstanbul ve Fon Soruşturmaları
İç piyasada borsa tarafındaki oynaklığın devam ettiğini belirten Kolçak, endeksin 13.000 puanın altında, 12.899 puan ile kapandığını hatırlattı. Bu volatiliteye neden olan temel etkenin fonlarla ilgili yürütülen soruşturmalar ve buna bağlı likidite problemleri olduğunu ifade ediyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarına değinen analist, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığının dondurulduğunu aktardı. Bu yasal sürecin SPK tarafından öngörülen 6 aylık süre boyunca devam edebileceğini ve borsadaki baskının bu süreçle paralel seyredeceğini öngörüyor.
Altın ve Gümüş İçin Kritik Seviyeler
Değerli metaller tarafında satış baskısı hissedilirken, altın haftayı 4.284 dolar seviyesinden kapattı. Gümüş ise 64 dolar seviyesine kadar geri çekildi. Analiste göre altın, 50 günlük ortalaması olan 4.337 doların altına inmiş durumda.
Ancak teknik analizde 4.230 dolar seviyesinin çok sağlam bir destek noktası olduğunu vurguluyor. Geçmişte defalarca bu seviyeden dönüşlerin yaşandığını belirten Kolçak, kısa vadede oynaklığın süreceğini ancak bu desteğin kritik olduğunu savunuyor.
Önümüzdeki hafta gelecek olan Tarım Dışı İstihdam verisi ve Fed’in öncü enflasyon göstergesi olan PCE verisi, piyasaların yönünü tamamen değiştirebilir.
Dolar Endeksi ve Kur Beklentileri
Analist, Morgan Stanley gibi dev kurumların dolar endeksindeki düşüş beklentilerinin yanıldığını kabul etmelerine dikkat çekiyor. Dolar endeksinin 101 seviyelerine yakın güçlü seyretmesi, Fed’in faiz artırımlarının piyasa tarafından yeniden fiyatlandığını gösteriyor.
İç piyasada ise Dolar/TL 48,92, Euro/TL ise 55,78 seviyelerinden haftayı tamamladı. Fitch’in Türkiye raporuna değinen Kolçak, rezervlerdeki iyileşmenin riskleri sınırladığını ancak yüksek enflasyon ve siyasi baskıların hala bir risk unsuru olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, önümüzdeki hafta açıklanacak istihdam ve enflasyon verileri, altın ve diğer riskli varlıklarda ya satışların derinleşmesine ya da trendin tersine dönmesine neden olacak.