Küresel piyasalarda Japon Yeni müdahalesi ve enflasyon verileri ön plana çıkarken, Hatice Kolçak kritik seviyeler ve yatırım stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Japon Yeni Müdahalesi ve Carry Trade Riski
Analiste göre, Amerika ve Japonya’nın el ele vererek Japon Yenine müdahale etmesi piyasalar için oldukça kritik bir gelişme. Bu müdahale kapsamında dolar satılıp yen alındığı görülüyor. Japonya’nın para birimi, son dönemde 40 yıl öncesinin seviyelerine kadar gerileyerek 163 seviyelerinin üzerine çıkmıştı.
Japonya, düşük faiz oranlarıyla dünyanın en büyük carry trade kaynağı konumunda. Yatırımcılar buradan ucuz para alıp Amerikan tahvillerine ve borsalarına yönlendiriyor. Ancak yenin aşırı değer kaybı, Japonya’da dış ticaret açığını artırma riski taşıyordu. Dolayısıyla, ABD ve Japonya’nın ortak müdahalesiyle paranın değerini korumak hedeflendi.
Özellikle Fed Başkanı Powell ve ABD Hazine Bakanı Yellen’in bu operasyonda rol oynadığı belirtiliyor. Hatice Kolçak’a göre, ABD’nin buradaki temel amacı Japonya’nın faiz artırmasını engellemek. Çünkü Japonya faiz artırırsa, Amerikan tahvillerinde büyük satışlar başlayabilir. Bu müdahale sonrası dolar endeksi zayıflarken, Amerikan tahvillerinde bir rahatlama gözlemlendi.
Türkiye Enflasyon Verileri ve Beklentiler
Türkiye tarafında açıklanan resmi enflasyon verileri, piyasa beklentilerinin hafif altında kaldı. TÜİK tarafından açıklanan Temmuz ayı aylık enflasyon oranı %1.78 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise %31.75 seviyesinde kaydedildi.
Buna karşın Hatice Kolçak, bu düşüşün kalıcı olmadığını savunuyor. Özellikle Eylül ayı ile birlikte eğitim sezonunun açılması ve kış hazırlıklarıyla birlikte fiyatların yeniden yukarı yöneleceğini öngörüyor. Analiste göre eğitim (%44), sağlık (%43) ve konut (%40) kalemleri enflasyonun en yapışkan ve yüksek parçalarını oluşturuyor.
Bu veriler ışığında TCMB’nin politika faizini indirme ihtimali olsa da, analist petrol fiyatlarının ve Fed’in Eylül ayı hamlelerinin takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle petrol fiyatlarındaki yükseliş, faiz indirimlerini zorlaştırabilir.
Altın ve Gümüş İçin Dip Oluşumu
Değerli metaller tarafında altın fiyatlarının sıkışmış bir yapıda olduğu görülüyor. Fiyatlar 4.035 dolar civarında seyrederken, 3.950-3.960 dolar seviyelerinin güçlü bir destek bölgesi olduğu belirtiliyor.
Analiste göre, altın uzun vadeli bir yatırımdır ve mevcut seviyeler kademeli alım fırsatı sunuyor. Ancak yukarı yönlü hareketin bir ralli şeklinde değil, basamak basamak olması bekleniyor. Öncelikle 4.200 dolar seviyesinin geçilmesi ve 50 günlük ortalamanın 200 günlük ortalamayı yukarı kesmesi (Golden Cross) gerekiyor.
gümüş tarafında ise benzer bir sıkışma hakim. 55 dolar seviyesinin destek olarak çalıştığı ve orta-uzun vade için sabırla beklenmesi gerektiği ifade ediliyor. Yukarı yönlü hedefler sırasıyla 61, 65 ve 72 dolar olarak takip edilebilir.
Bitcoin ve Kripto Para Stratejisi
Bitcoin tarafında fiyatlar 63.840 dolar seviyelerinde dengelenmiş durumda. Hatice Kolçak’a göre, 58.000 dolar seviyesi sağlam bir dip ve destek bölgesi olarak çalışıyor.
Kısa vadede grafiklerin “patlak” olduğunu belirten analist, yönün netleşmesi için 67.000 dolar seviyesinin aşılması gerektiğini savunuyor. Eğer bu direnç kırılırsa, fiyatların hızla 80.000 dolar seviyelerine yönelebileceğini öngörüyor. Ancak kısa vadeli işlemler yerine, uzun vadeli tutuşun veya kademeli alımların daha mantıklı olduğu belirtiliyor.
Borsa ve Küresel Riskler
Küresel piyasalarda tahvil piyasalarının sorunlu olduğu ve büyük bir dengesizlik hakim olduğu vurgulanıyor. Amerika’nın çevirmesi gereken 8 trilyon dolar borç yükü, Fed’in faiz artırımı konusundaki hareket alanını kısıtlayabilir.
Türkiye borsa tarafında ise durum daha negatif seyrediyor. Enflasyon verisinin düşük gelmesine rağmen borsanın kapanışta ekside kalması, piyasada bir güvensizlik olduğunu gösteriyor. Analist, SPK’nın yeni düzenlemeleri ve fonların belirli şirketlerde aşırı yoğunlaşması nedeniyle borsa pozisyonlarını kapattığını ve şu an sadece izleme aşamasında olduğunu ifade ediyor.
Küresel piyasalarda volatilite yüksek kalmaya devam edecek. Özellikle tahvil piyasalarındaki kırılganlıklar ve savaş belirsizliği, yatırımcıların temkinli olmasını zorunlu kılıyor.
Sonuç olarak, Ağustos ayındaki Jackson Hole toplantısı ve Eylül ayındaki Fed kararları, piyasaların yönünü belirleyecek temel unsurlar olacaktır.