Küresel finans sisteminde yaşanan yapısal değişimler sürerken Hatice Kolçak, piyasalardaki “sessiz resetleme” sürecini ve altın fiyatlarının neden dirençli kaldığını değerlendirdi.
Küresel Piyasalarda Kritik Hafta ve Beklentiler
Analiste göre önümüzdeki günler piyasalar için belirleyici olacak. Özellikle Perşembe günü TCMB ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararları takip edilecek. Ayrıca ABD’den gelecek ÜFE ve enflasyon verileri kritik önem taşıyor.
16 Eylül’deki Fed toplantısı öncesinde piyasaların yönü netleşecek. Hatice Kolçak, Fed’in faiz artırmamasını ve pas geçmesini en iyi ihtimal olarak görüyor. Ancak piyasada faiz artışına dair fiyatlamaların olduğunu belirtiyor.
Altın ve Gümüş Teknik Seviyeleri
Altın tarafında fiyatların 2410 dolar seviyelerinde olduğunu belirten Kolçak, gün içinde 2380 ile 2435 dolar arasında hareketler izlendiğini aktardı. Fiziksel gram altın fiyatlarının ise çarşıda 685 TL seviyelerini gördüğünü ifade etti.
Altının 50 günlük ortalamanın üzerinde kalması güçlü bir sinyal olarak yorumlanıyor. Analiste göre, fiyatlar 2350 dolar seviyesinin üzerinde kaldığı sürece kısa vadede endişeye gerek yok.
Öte yandan gümüş için durum daha hassas görünüyor. Gümüşün 30.24 dolar seviyesinde olduğunu ve 50 günlük destek noktasına çok yakın hareket ettiğini söylüyor. Bu destek kırılırsa satışların derinleşebileceğini ancak orta ve uzun vadede yükseliş trendinin süreceğini savunuyor.
Sessiz Resetleme ve Altın Transferleri
Hatice Kolçak, küresel sistemde bir “sessiz resetleme” yaşandığını öne sürüyor. Bu sürecin en somut göstergesi olarak, merkez bankalarının altınlarını ABD ve Kanada’dan kendi ülkelerine çekmesini gösteriyor.
Özellikle Hollanda’nın son bir ayda 86 ton altınını, Fransa’nın ise bu yıl 129 ton altınını fiziksel olarak geri aldığını vurguluyor. Bu durumun temel nedeninin jeopolitik riskler ve yaptırımlardan korkmak olduğunu belirtiyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası varlıkların dondurulma riskinin ülkeleri tedbir almaya ittiğini savunuyor.
Tahvil Güvensizliği ve Japonya Depremi
Analiste göre, büyük fonlar ve merkez bankaları ABD tahvillerine olan güvenlerini yitirdi. Bu nedenle tahvillerin satıldığını ve piyasanın daha yüksek faiz talep ettiğini ifade ediyor.
Özellikle Japonya tarafında bir “yangın” olduğunu belirten Kolçak, Carry Trade mekanizmasındaki bozulmaların bir deprem etkisi yarattığını söylüyor. Japonya’da tahvillerin satılması ve faiz artışlarının gelmesi, küresel likidite dengelerini sarsıyor.
Analiste göre, S&P 500 ve Nasdaq endekslerinin zirvelerde seyretmesi yatırımcıları yanıltıyor; arka planda sistem kendini sigortalamaya çalışıyor.
Türkiye Perspektifi ve Kur Analizi
Türkiye özelinde ise doların enflasyonun altında kaldığını ve reel olarak ucuzladığını savunuyor. Diğer tüm ürünlerin fiyatı artarken doların sabit kalmasının ekonomik bir sıkışmışlık yarattığını belirtiyor.
Bu durumun gram altın fiyatlarını da etkilediğini söyleyen Kolçak, eğer dolar enflasyon kadar artsaydı gram altının 12.000 TL seviyelerini konuşuyor olacağımızı iddia ediyor. Dolayısıyla altının hem küresel hem yerel dinamiklerle portföylerde olması gereken bir sigorta olduğunu vurguluyor.
Çin’in Altın Stratejisi ve Gelecek Senaryosu
Çin Merkez Bankası’nın son bir ayda rezervlerini 650.000 ons artırdığına dikkat çeken analist, Doğu’nun sistematik olarak mal topladığını belirtiyor.
Sonuç olarak, kısa vadede Fed kararlarıyla konsolidasyonlar veya geri çekilmeler yaşanabilse de büyük resmin yukarı yönlü olduğunu savunuyor. 2027 ve 2028 yıllarının, sistem değişikliği nedeniyle altın için daha memnuniyet verici olabileceğini öngörüyor.