Piyasalarda sıkça tartışılan devalüasyon ihtimalini değerlendiren Mert Başaran, döviz kurunun ekonomi üzerindeki etkilerini tıbbi bir benzetmeyle açıklayarak Dolar ve enflasyon arasındaki kritik dengeye dikkat çekti.
Döviz Kuru ve Ekonomik Denge Senaryosu
Analiste göre döviz kuru, tıpkı vücuttaki şeker ve tansiyon seviyeleri gibi belirli bir dengede tutulmalıdır. Mert Başaran, kurun aniden yükselmesinin enflasyonu tetikleyerek herkesi fakirleştireceğini belirtiyor. Ancak kurun aşırı düşük tutulmasının da ekonomiyi öldürdüğünü savunuyor.
Özellikle kurun enflasyonun çok altında kalması durumunda üretimin biteceğini vurguluyor. Buna karşın, kurun kontrollü bir şekilde artmasının ekonomiyi rahatlatacağını ifade ediyor. Dolayısıyla aşırı yükseliş kadar, aşırı düşük seyreden bir kurun da riskli olduğunu belirtiyor.
Kur Baskısının Üretim ve Turizme Etkisi
Mert Başaran’a göre kurun yanlış fiyatlanması, Türkiye’nin dış dünyayla olan rekabet gücünü kırıyor. Enflasyonun %40 olduğu bir ortamda kurun %17 seviyelerinde tutulmasının, varlıkların aşırı değerlenmesine yol açtığını savunuyor.
Bu durumun somut örneği olarak Ataköy’deki bir evin 3 yıl önce 120.000 dolar iken bugün 200.000 dolar olmasını gösteriyor. Analiste göre bu artış bir üretim başarısı değil, kurun yanlış yönetilmesinin bir sonucudur. Ayrıca, Türkiye’deki hizmetlerin Yunanistan’a göre daha pahalı algılanmasının temel nedeninin de bu kur dengesizliği olduğunu belirtiyor.
Devalüasyon Riski ve Enflasyon İlişkisi
Kurun enflasyonu patlatması için, %40 olan enflasyonun karşısında kurun %80 artması gerektiğini ifade ediyor. Ancak kurun her yıl enflasyon oranında, örneğin %35 civarında artırılması durumunda enflasyonun patlamayacağını öngörüyor.
Mert Başaran, kurun uzun süre baskılandığında bir enerji biriktirdiğini ve bunun sonunda sert bir devalüasyonla sonuçlanabileceği konusunda uyarıyor.
Analist, tarihte Türkiye’nin 100 yılda 6 kez devalüasyon yaşadığını ancak hiçbirinde ülkenin batmadığını hatırlatıyor. Asıl tehlikenin, kurun çok uzun süre sabit tutulup sonra aniden patlaması olduğunu savunuyor.
Yatırım Araçları ve Finansal Okuryazarlık
Devalüasyon senaryosunda yatırımcıların yanıldığı bir noktaya değinen Mert Başaran, dolar artışının mevcut dolar sahiplerine reel bir kazanç sağlamayacağını belirtiyor. Bakiyenin artmasının, satın alma gücünün artması anlamına gelmediğini vurguluyor.
Özellikle ithal ilaçlar gibi kalemlerin, kur artışıyla birlikte fiyatlanacağını ve dolar bazlı bir kazancın olmayacağını ifade ediyor. Yazının sonunda ise finansal okuryazarlık sorusu sorarak, olası bir devalüasyonda altın ile dolar arasında hangisinin daha fazla kazandıracağının tartışılması gerektiğini belirtiyor.
Sonuç olarak, seçim öncesi sert bir hareket beklemediğini ancak kurun ucuz kaldığını düşünen analist, kademeli artışların ani şokları engelleyebileceğini savunuyor.