Birikimlerin korunması konusunda kritik uyarılarda bulunan Mert Başaran, Dolar yatırımının uzun vadede sanılanın aksine bir kazanç kapısı olmadığını ve aslında bir değer kaybı aracı olduğunu savundu.
Dolar Algısı ve Güven Psikolojisi
Mert Başaran’a göre insanların Amerikan para birimine olan aşırı güveni, rasyonel nedenlerden ziyade psikolojik faktörlere dayanıyor. Analist, isminin “Dolar” olması ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gücü nedeniyle insanların bu varlığa otomatik olarak güvendiğini belirtiyor.
Özellikle finansal okuryazarlığın düşük olması, yatırımcıların yanılgıya düşmesine neden oluyor. Sürekli artış gösteren bir varlıkta para kaybettiğine inanmak zor olduğu için, birçok kişi nominal artışları gerçek kazanç sanıyor. Ancak Başaran, bu durumun uzun vadede paranın erimesiyle sonuçlandığını vurguluyor.
Devalüasyonlar ve Reel Getiri Kaybı
Türkiye’nin ekonomik tarihinde yaşanan sert hareketlerin dolar yatırımını kurtarmaya yetmediğini belirten analist, geçmiş verilere dikkat çekiyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 6 resmi devalüasyon ve birkaç tane resmi olmayan ciddi artış yaşandığını hatırlatıyor.
Buna karşın, devalüasyonlar sonrası yaşanan anlık yükselişlerin uzun vadeli kaybı telafi etmediğini savunuyor. Mert Başaran’a göre, 2002 yılından günümüze bakıldığında Dolar fiyatı 2 liradan 46 lira seviyelerine çıksa da reel anlamda kayıplar yaşandı.
Satın Alma Gücü ve Enflasyon Etkisi
Analist, kazancın sadece rakamlara bakarak ölçülemeyeceğini ifade ediyor. Paranın miktarının artması, satın alma gücünün arttığı anlamına gelmiyor. Başaran, bu durumu kanıtlamak için şu karşılaştırmaların yapılması gerektiğini öneriyor:
- Temel gıda ürünleri (ekmek, süt, yoğurt)
- Konut fiyatları ve kira bedelleri
- Değerli metaller ve altın
Örneğin, banka hesabındaki dolar miktarının 1 milyondan 4 milyona çıkması yatırımcıyı mutlu etse de, enflasyon karşısında bu rakamın aslında 7-8 milyon olması gerektiğini savunuyor. Dolayısıyla yatırımcı, nominal olarak kazandığını düşünürken aslında reel olarak parasının “tırtıklandığını” belirtiyor.
Küresel Enflasyon ve Amerikan Sistemi
Devalüasyon olduğunda 100 dolarınız yine 100 dolar olarak kalır ancak Amerika’dan gelen ürünlerin fiyatı artmaya devam eder.
Mert Başaran, doların sadece Türkiye’deki enflasyona karşı değil, küresel ölçekte de değer kaybettiğini anlatıyor. ABD merkezli ürünlerin fiyatlarının zamanla arttığını, dolayısıyla dolar bazlı birikimlerin bile zamanla eridiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak analist, piyasadaki “güvenli liman” söylemlerinin ve reklamların yatırımcıları yanılttığını savunuyor. Birikimlerin gerçek değerini koruması için sadece nominal artışlara değil, satın alma gücündeki değişime odaklanılması gerektiğini vurguluyor.