Yatırımcıların en çok merak ettiği konulardan biri olan portföy çeşitliliği üzerine değerlendirmelerde bulunan Mert Başaran, az sayıda hisse ile yatırım yapmanın risklerini ve endeks odaklı stratejinin avantajlarını analiz etti.
Hisse Senedi Sayısı ve Risk Yönetimi
Birçok yatırımcı sadece 2 veya 3 hisse senedi tutmanın yeterli olduğunu düşünse de Mert Başaran, istatistiklerin ve tecrübelerin farklı bir tablo çizdiğini belirtiyor. Analiste göre, dünyaca ünlü yatırımcılar ve başarılı fonlar geniş sepetler kullanıyor. Örneğin, Warren Buffett ve Vanguard gibi yapıların ortalama 40-60 arası hisse tuttuğunu vurguluyor.
Profesyonel fon yöneticilerinin temel ve teknik analizleri en detaylı şekilde yapmalarına rağmen sadece birkaç hisseye güvenmediklerini hatırlatan Başaran, sıradan bir yatırımcının bu riski almasının mantıklı olmadığını savunuyor. Kısa vadeli şans faktörüyle yüksek kazançlar elde edilmiş olabilir ancak uzun vadeli istikrarın anahtarının çeşitlendirme olduğunu belirtiyor.
Endeks Fonları ve Getiri Potansiyeli
Borsada istikrarlı kazanç sağlamanın yolunun endeksleri takip etmekten geçtiğini ifade eden analist, BIST 100 gibi geniş endeksleri kapsayan stratejilerin daha güvenli olduğunu savunuyor. Özellikle son 5 yıla bakıldığında, bazı hisse senedi fonlarının altın getirilerini bile geride bıraktığını ifade ediyor.
Başaran’a göre, piyasadaki tüm hisselerin aynı anda yükselmesi mümkün değildir. Endeks yükselirken 500 hisseden belki sadece 30 tanesi gerçek anlamda yükseliş gösterir. Dolayısıyla, sadece birkaç hisse seçmek, yükselen o küçük grubu kaçırma riskini beraberinde getirir.
Sadece 2-3 hisse ile uzun vadede endeksi istikrarlı şekilde geçebilen bir yatırımcıya rastlamadığını belirten Başaran, bu durumun neredeyse imkansız olduğunu vurguluyor.
Portföy Oluşturma ve Uygulama Stratejisi
Kendi hisselerini seçmek isteyenler için Mert Başaran, iki farklı portföy oluşturma yöntemini öneriyor. Birinci portföye kişisel tercihlerle 2-3 hisse konulabilir. Ancak ikinci portföyün mutlaka endeks fonlarından veya endeksi temsil eden 25-30 farklı hisseden oluşması gerektiğini savunuyor.
Analist, kendisinin de Türkiye ve dünya piyasalarında yaklaşık 50’şer hisselik sepetler tuttuğunu ilk kez itiraf ediyor. Bu yöntemin temel amacının, piyasa hareketlerini yakalamak ve tek bir şirkete bağımlı kalmamak olduğunu belirtiyor. Ayrıca, yatırımcıların sürekli al-sat yapan bir trader gibi davranmaması gerektiğini, uzun vadeli bakış açısının önemini vurguluyor.
Piyasa Döngüleri ve Psikolojik Yönetim
Faizlerin düşme ihtimalinin konuşulduğu dönemlerde borsanın hareketlenebileceğini öngören Başaran, yatırımcıların “endeks mühendisliği” gibi şikayetler yerine aksiyon alması gerektiğini söylüyor. Endeksi bütünsel olarak satın alan bir yatırımcının, piyasa oyunlarından etkilenmeyeceğini savunuyor.
Son olarak, yatırım psikolojisine değinen analist, piyasalar düştüğünde toplama, yükseldiğinde ise satma disiplininin kritik olduğunu belirtiyor. Özellikle herkesin coşkuyla borsaya girdiği dönemlerde temkinli olunması gerektiğini hatırlatıyor.
Sonuç olarak, uzun vadede dolar bazlı getiriyi artırmanın yolu, geniş bir sepetle endeks getirisini yakalamaktan ve duygusal kararlardan uzak durmaktan geçiyor.