Güncel ekonomik veriler ve küresel trendler ışığında Mert Başaran, konut sahipliği oranları ve mülkiyet stratejileri üzerine kritik değerlendirmelerde bulundu.
Küresel Konut Sahipliği ve Kapitalizm Riski
Avrupa genelindeki konut sahipliği verilerine göre Türkiye, 34 ülke arasında %56,2’lik oranla 31. sırada yer alıyor. Mert Başaran’a göre bu tablo, sanılanın aksine refah düzeyi ile ev sahipliği arasında ters bir ilişki olduğunu gösteriyor.
Analist, Romanya, Arnavutluk ve Slovakya gibi Doğu Bloku ülkelerinde konut sahipliğinin %90’lara ulaştığına dikkat çekiyor. Buna karşın Almanya, İsviçre ve İngiltere gibi gelişmiş ekonomilerde evsizlik oranlarının daha yüksek olduğunu belirtiyor.
Başaran’ın teorisine göre kapitalizm, ülkeler zenginleştikçe servetin belirli ellerde toplanmasına neden oluyor. Dolayısıyla ülkeler zenginleştikçe fakirlik ve evsizlik paradoksal olarak artıyor. Bu durumun, mülkiyet fiyatlarını ulaşılmaz kılarak orta sınıfı sistemin dışına ittiğini savunuyor.
Mülkiyetsizleştirme Projesi ve Nüfus Yanılgısı
Bazı çevrelerin nüfus azalması nedeniyle ev fiyatlarının düşeceği yönündeki iddialarına karşı çıkan Mert Başaran, bu söylemlerin bir “mülkiyetsizleştirme projesi” olduğunu öne sürüyor.
Analiste göre Yunanistan gibi nüfusu artmayan ülkelerde bile ev almak giderek zorlaşıyor. Bu nedenle, nüfus azalması beklentisiyle mülklerini satanların büyük bir hata yaptığını vurguluyor.
Başınızda bir damınız olsun; mülklerinizi satarak nakitte kalmak, uzun vadede ciddi bir risk teşkil eder.
Tüketim Alışkanlıkları ve Servet Dağılımı
Modern çağın getirdiği tüketim çılgınlığının yatırım kapasitesini yok ettiğini belirten Başaran, markalaşmış tüketim kalemlerinin arttığını ifade ediyor. Özellikle genç neslin lüks kahve ve makyaj malzemeleri gibi kalemlere yönelmesinin, borsa veya gayrimenkul gibi birikim araçlarına erişimi engellediğini savunuyor.
Türkiye’deki servet dağılımının uç noktalara ulaştığını belirten analist, orta segmentin yok olduğunu ifade ediyor. Bir kesimin ultra lüks tüketime yönelirken, diğer kesimin temel ihtiyaçlar için mücadele ettiğini gözlemliyor.
Gayrimenkul Yatırımı ve Kira Çarpanları
Konut piyasasına dair teknik detaylara değinen Mert Başaran, faizlerin yüksek olduğu dönemlerde kira çarpanlarının yatırımcı lehine iyileştiğini belirtiyor. Geçmişte 250-300 ay olan kira çarpanlarının, günümüzde bazı bölgelerde 120-160 ay seviyelerine gerilediğini vurguluyor.
Analist, piyasada nakit sıkışıklığı nedeniyle mülklerini çok ucuza satmaya çalışanların olduğunu ancak bunun riskli olduğunu söylüyor. Türkiye gibi enflasyonist ortamlarda nakitte kalmanın en tehlikeli strateji olduğunu savunuyor.
Sonuç olarak Başaran, gayrimenkulün enflasyona karşı en güçlü koruma kalkanı olduğunu belirtiyor. Özellikle ani devalüasyon veya ekonomik kriz senaryolarında, fiziksel varlıkların nakit paraya oranla çok daha güvenli bir liman olduğu sonucuna varıyor.