İçeriğe geç
2 dk okuma

Prof. Dr. Emre Alkin: Küresel Ekonomi ve Siyaset — 1 Temmuz 2026

Jeopolitik kargaslar ve ekonomik soklar nedeniyle geleneksel para politikalarinin etkisini yitirdigi bir donem yasanmaktadir

Duygusal Analiz
TCMB ABD Merkez Bankası Politikaları Nötr
FAIZ Kuresel Faiz Trendleri Pozitif
ECB Avrupa Merkez Bankasi Pozitif
PARA Japonya Para Politikasi Pozitif

Küresel piyasalarda merkez bankalarının değişen rolleri ve jeopolitik riskler ön plana çıkarken, Prof. Dr. Emre Alkin güncel ekonomik konjonktür ve ABD’nin yeni dış politika stratejileri üzerine kritik değerlendirmelerde bulundu.

Merkez Bankaları ve Faiz Politikaları

Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, dünya genelinde merkez bankalarının ve para politikalarının etkinliği giderek zayıflıyor. Özellikle jeopolitik ve jeo-ekonomik kargaşanın arttığı bir süreçte, piyasaları sadece para politikalarıyla yönetmenin artık mümkün olmadığını savunuyor.

Analist, faiz artırımlarının her zaman sonuç vermediğini belirtiyor. Özellikle zorunlu mal statüsündeki ürünlerde faiz yüksekliğinin fiyatlar üzerinde beklenen etkiyi yaratmadığını vurguluyor. Dolayısıyla, faiz ile sebep-sonuç ilişkisinin geleneksel anlamda ortadan kalktığı bir döneme girildiğini ifade ediyor.

Küresel Faiz İndirimleri ve Beklentiler

Covid-19 ve Ukrayna savaşı sonrası merkez bankaları, enflasyonist şokları yönetmek için önce faizleri yükseltti. Ancak büyüme desteği sağlamak amacıyla sonrasında ciddi bir indirim sürecine girildi. Alkin, bu dönemin 21. yüzyılın en yüksek faiz indirim sayısı ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Verilere göre, dünyada toplam 316 adet faiz indirimi gerçekleşti. Bu rakam, 2008 küresel finans krizindeki 313 ve Covid-19 dönemindeki 255 indirim sayısını geride bırakmış durumda.

Avrupa’nın Ekonomik Sıkışmışlığı ve Çin Bağımlılığı

Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası’nın 25 baz puanlık artışları şaşırtıcı değil. Ancak Avrupa’nın asıl sorunu “mengene diplomasisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Bir yanda ABD’nin müttefiklerinden daha fazla sorumluluk ve maliyet beklediği bir dönem var.

Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Çin’e olan müthiş bağımlılığı en büyük risk faktörü olarak görülüyor. Alkin’e göre, Avrupa bu bağımlılıktan kurtulmadığı sürece ABD’nin baskıları devam edecektir. Ayrıca, enerji tedariğinde Rusya’nın oyun dışı kalmasıyla oluşan boşluğun kalıcı çözümlerle doldurulamadığına dikkat çekiyor.

Türkiye-AB İlişkileri ve Diplomatik Süreçler

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye hakkında yayınladığı sert raporlar, Alkin’e göre bir “iyi polis-kötü polis” oyununun parçasıdır. Parlamento raporlarının bağlayıcılığı olmasa da, Avrupa Komisyonu bu raporları müzakerelerde Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için bir araç olarak kullanıyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye’nin enerji tedariği ve güvenlik mimarisindeki vazgeçilmezliğini görmesine rağmen, yapıcı bir duruş sergilemek yerine Parlamento raporlarını bahane etmektedir.

ABD-İsrail İlişkilerinde Yapısal Dönüşüm

Analist, ABD ile İsrail arasındaki 80 yıllık mutlak müttefiklik sürecinin sona ermeye başladığını savunuyor. Özellikle İsrail’in radikal politikalarının, ABD’deki desteği aşındırdığını belirtiyor.

Buna karşın, Trump’ın teknoloji stratejisine dikkat çeken Alkin, ABD’nin çip ve yarı iletken üretimini tekrar kendi topraklarına çekmek istediğini söylüyor. Özellikle Nvidia ve Elon Musk gibi aktörlerin bu süreçte kritik rol oynadığını vurguluyor.

Sonuç olarak, önümüzdeki dönemde gerçekleşecek NATO zirvesi ve ABD’nin teknoloji hamleleri, küresel güç dengelerini yeniden belirleyebilir.

Video Analiz

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Finansal kararlarınızı almadan önce bir uzman ile görüşün. Yasal uyarı sayfamızı okuyun.

Günün Diğer Analizleri