Küresel piyasalarda belirsizlikler artarken Prof. Dr. Emre Alkin, dünya genelindeki CEO’ların en büyük endişelerini ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu yapısal riskleri değerlendirdi.
Küresel CEO’ların Öncelikli Riskleri
Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, dünya genelindeki üst düzey yöneticilerin endişeleri son bir yılda ciddi bir değişim gösterdi. Özellikle enerji arzı güvenliği, endişe artışında 15 puanlık bir sıçrama ile ilk sıraya yerleşmiş durumda. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, verimlilik artışlarından daha hızlı gerçekleştiği için şirket maliyetlerini doğrudan yukarı çekiyor.
Bununla birlikte, pandemi döneminde hafifleyen tedarik zinciri sorunları yeniden nüksetmiş görünüyor. Analiste göre, tedarik zinciriyle ilgili endişeler geçen yıla oranla 11 puan artış gösterdi. Ayrıca, siber riskler ve siber saldırılar, özellikle sigorta şirketleri nezdinde kritik bir tehdit haline geldi.
Türkiye’nin Siber Altyapı ve Güvenlik Durumu
Türkiye’nin geçmişte sınırlı olan fiber optik altyapısı, bir dönem siber saldırılara karşı doğal bir koruma sağlıyordu. Ancak Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin son dönemde ciddi bir altyapı sıçraması gerçekleştirdiğini belirtiyor. Dolayısıyla, ülkenin siber saldırılara karşı daha açık hale geldiğini vurguluyor.
Öte yandan, iş dünyasında jeopolitik analizlerin önemi hiç olmadığı kadar arttı. Şirket yöneticileri artık karlılık ve verimlilikten ziyade, sabah akşam jeopolitik gerginlikleri takip etmek zorunda kalıyor. Bu durum, işletmelerin stratejik karar alma süreçlerini doğrudan etkiliyor.
Yapay Zeka ve Eğitimde Dönüşüm
Teknolojik riskler arasında yapay zeka, organizasyon şemalarını kökten değiştirecek bir güç olarak görülüyor. Özellikle tekrarlayan işlerin yapay zeka tarafından üstlenilmesi, iş gücü yapısını dönüştürecektir.
Prof. Dr. Emre Alkin, bu konuda Çin’in radikal bir adım attığını belirtiyor. Çin Eğitim Bakanlığı, 12.000 yeni yapay zeka odaklı program açarken, 10.000 konvansiyonel programı iptal etti. Türkiye’de de benzer bir yapılanma süreci olsa da bu dönüşümün Çin’e göre daha yavaş ilerleyeceği öngörülüyor.
Enerji Maliyetleri ve Enflasyon Sarmalı
Türkiye’nin enerji tüketiminin yaklaşık %65’ini ithalatla karşılaması, ülkeyi küresel enerji fiyatlarına bağımlı kılıyor. Dolayısıyla, OIL fiyatlarındaki artış, Türkiye’de sadece enerjiyi değil, gıda dahil tüm ürünlerin fiyatlarını yükseltiyor.
Analiste göre, Türkiye’deki kronik enflasyon sorunu iki temel nedene dayanıyor:
- Tüketicilerin gelecekte fiyatların daha da artacağı beklentisiyle bugünden stok yapması.
- Üreticilerin tedarik riskine karşı hammadde stoklamaya yönelmesi.
Bu durum, fiyatlama davranışlarını bozarak enflasyonun kalıcı hale gelmesine neden oluyor. Özellikle bazı firmaların cirolarının üçte biri kadar hammadde stoklaması, piyasadaki arz-talep dengesini sarsıyor.
Jeopolitik Senaryolar ve ABD’nin Rolü
ABD ve İran arasındaki olası barış görüşmeleri piyasalarda geçici bir iyimserlik yaratsa da Prof. Dr. Emre Alkin bu duruma temkinli yaklaşıyor. Analiste göre, Ortadoğu tarihinde kalıcı barışlar nadirdir ve genellikle kısa sürer.
ABD Kongresi’nde Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi değil, bir Orta Doğu ülkesi olarak tanımlanmasına yönelik yasa tasarıları ve istihbarat bilgilerinin İsrail ile paylaşılmasına dair düzenlemeler ciddi riskler barındırıyor.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı trafiğinin normalize olması kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da, ABD’nin iç siyasi dinamikleri ve bölgesel yasa tasarıları uzun vadeli tabloyu değiştirebilir.