Küresel piyasalarda jeopolitik riskler yeniden tırmanırken Prof. Dr. Emre Alkin, petrol fiyatlarındaki seyrin Türkiye ekonomisi ve büyüme rakamları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Petrol Fiyatları ve Jeopolitik Senaryolar
Prof. Dr. Emre Alkin, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecinin yarattığı olumlu havanın kısa sürede dağıldığını belirtiyor. Özellikle NATO zirvesi sonrası Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları ve askeri operasyon sinyalleri, Hürmüz Boğazı’nın riskli hale gelmesine neden oldu.
Analiste göre petrol fiyatları için üç temel senaryo mevcut. Düşük ihtimal olan senaryoda fiyatlar 75-85 dolar arasında seyrediyor. Ancak yüksek ihtimalle fiyatların 85-95 dolar bandında 2028 yılına kadar devam etmesi bekleniyor. Kötümser senaryoda ise fiyatların 100-120 dolar seviyelerine, hatta savaşın kronikleşmesi durumunda 145 dolara kadar çıkabileceğini öngörüyor.
Türkiye’nin Büyüme Beklentileri ve Riskler
Dünya Bankası ve OECD verilerine göre gelişmiş ülkelerin büyüme rakamları oldukça düşük seyrediyor. Gelişen ekonomiler ise nispeten daha iyi bir tablo çiziyor. Ancak Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin önümüzdeki iki yıl için bu ortalamaların bile altında kalacağını savunuyor.
Analiste göre Türkiye’nin büyüme hızı, gelişen ülkelerin ortalaması olan %4,5 seviyelerinin gerisinde kalacak. Bu durumun hem devletin öngörülerinde hem de uluslararası raporlarda net şekilde görüldüğünü vurguluyor. Ayrıca enflasyon hedefi olan %5’in gerçekçiliği konusunda şüphelerini koruyor.
Para Politikası ve TCMB Stratejisi
Petrol fiyatlarındaki artışın maliyetleri yükselttiği bir ortamda, merkez bankalarının faiz indirimine gitmesinin riskli olduğunu belirten Alkin, TCMB üzerindeki baskılara dikkat çekiyor. Faizlerin yükseltilmesinin enerji fiyatlarını düşürmeyeceğini, aksine büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu ifade ediyor.
Analiste göre, mevcut ekonomik konjonktürde faiz indirimine kalkışmak “intihar gibi bir şey” olur.
Buna karşın, kamu maliyesindeki bozulmanın dikkat çekici olduğunu savunuyor. Türkiye’nin faiz ödemelerinin bütçedeki payının arttığını ve toplanan verginin %30’undan fazlasının faize gittiğini belirtiyor. Bu durumun, reel sektörün zorlanması ve hayat pahalılığı ile doğrudan ilişkili olduğunu ekliyor.
Küresel Tehditler ve İklim Krizi
Ekonomik verilerin ötesinde, iklim değişikliğinin yaratacağı gıda krizine de değinen Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin bu konuda riskli grupta olduğunu söylüyor. Kuzey ülkelerinde tarım alanları artarken, Türkiye, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin ciddi toprak kayıpları ve kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu savunuyor.
Son olarak, ekonomi yönetiminin sadece para politikasıyla değil; tarım, ulaştırma ve sağlık gibi birçok bakanlığın koordinasyonuyla hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. Sadece maliye ve para politikalarının bu sorunları çözmeye yetmeyeceğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, petrol fiyatlarının 85-95 dolar bandında kalması ve koordineli bir ekonomik programın eksikliği, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki en büyük riskleri olarak öne çıkıyor.