NATO konferansı sonrası ortaya çıkan yeni jeopolitik dengeleri değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin ittifak içerisindeki konumunun kritik bir dönüşüm geçirdiğini belirtti.
Türkiye’nin NATO’daki Yeni Stratejik Konumu
Prof. Dr. Emre Alkin’e göre Türkiye, NATO içerisinde artık sadece bir “güney kanat ülkesi” değil, merkezi bir ülke konumuna yükseldi. Özellikle Atlantik ile Asya Pasifik arasındaki yeni süreçte Türkiye’nin “küresel menteşe” görevi gördüğünü savunuyor.
Analist, NATO tarihinde ilk kez gerçekleşen savunma sanayi forumuna dikkat çekti. Bu süreçte üye ülkeler arasında ilk etapta 50 milyar dolar tutarında karşılıklı işbirliği anlaşmalarının imzalandığını belirtti.
ABD-İsrail İlişkilerinde Dönüşüm ve Trump
ABD Başkanı Trump’ın Türkiye ile olan ilişkilerinde pozitif bir seyir izlediğini belirten Alkin, F-35 uçakları ve Kaan uçaklarına verilecek F110 motorları konusundaki gelişmelere değindi. Ayrıca CAATSA yaptırımlarının devre dışı bırakılmasına yönelik önemli açıklamaların yapıldığını hatırlattı.
Trump’ın İsrail ile olan ilişkilerinde ise “koşulsuz müttefiklik” döneminin sona erdiğini öne sürüyor. Analiste göre ABD, artık İsrail’in her talebine evet diyen bir pozisyonda değil. Özellikle Netanyahu hükümetinin dünyada en çok nefret edilen yönetimlerden biri haline gelmesinin bu süreci tetiklediğini savunuyor.
Prof. Dr. Emre Alkin, ABD’nin Ortadoğu’daki krizleri yönetip ortadan kaldırmaya çalışan Türkiye’nin desteğine, özellikle Asya Pasifik ve Çin odaklı stratejileri için ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
Avrupa’nın Güvenlik Algısı ve Savunma Harcamaları
Avrupa’nın Rusya tehdidini yeterince ciddiye almadığını belirten Alkin, toplumlar arasındaki güvenlik refleksi farkına dikkat çekti. Türkiye’de vatandaşların %73’ü ülkesini korumak için göreve hazır olduğunu belirtirken, Finlandiya’da bu oranın %74 olduğunu, ancak Danimarka ve İsveç gibi ülkelerde oranların %55-58 seviyelerine düştüğünü ifade etti.
Bu durumun, Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmak zorunda kalacağını öngörüyor. Özellikle savunma sanayii harcamalarının milli gelire oranının %2’den %3,5’e ve ardından %5’e yükselmesi hedefinde Türkiye’nin Polonya ile birlikte en hızlı ilerleyen ülkeler olduğunu belirtti.
Küresel Ekonomik Rekabet ve Çin Faktörü
Ekonomik boyutta ise Çin’in yükselişine vurgu yapan analist, Çin’in brüt sermaye yatırımlarında ABD’yi solladığını belirtti. Özellikle yapay zeka ve yeni dijital teknolojiler gibi yüksek katma değerli alanlarda Çin’in inanılmaz bir hızla ilerlediğini savundu.
Sonuç olarak Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin hem askeri kabiliyetleri hem de diplomatik başarısıyla NATO’da bir merkez komutanlık görevi alma ihtimalinin gündeme gelebileceğini öngörüyor. Ancak bu tablonun netleşmesi, ABD’deki seçim sonuçları ve Avrupa’nın sosyal harcamalar ile savunma bütçeleri arasındaki dengeyi nasıl kuracağına bağlı kalacak.