Piyasalarda sert hareketlerin yaşandığı bir dönemde Emre Şirin, altın ve gümüşteki düşüşlerin yanı sıra Borsa İstanbul’daki manipülatif yapıya dikkat çekti.
Borsa İstanbul ve Bankacılık Endeksi Riski
Bofa’nın Türk bankaları için “al” tavsiyesini nötr seviyeye çekmesi piyasada ters köşe yarattı. Analiste göre, dün bankacılık endeksi yükselirken bugün gelen bu haber tesadüf olmayabilir. Bazı oyuncuların bu haberi önceden bilerek bankaları yukarı çekip sattığı ihtimali üzerinde duruyor.
Buna karşın Borsa İstanbul’da yatırım kültürünün yerini günlük al-sat işlemlerine bıraktığını belirtiyor. Sığ piyasa yapısı nedeniyle manipülasyonların arttığını vurguluyor. Özellikle sosyal medyadaki tüyo takipçilerinin büyük zararlar ettiğini ifade ediyor.
Borsa Stratejisi ve Yabancı Yatırımcı Beklentisi
MSCI ve S&P’nin Türkiye’yi izlemeye alması ile Bofa’nın revizesi riskleri artırıyor. Ancak Emre Şirin, birçok hissenin çok ucuz olduğunu savunuyor. Endeksin 14.000 seviyesinin üzerinde tutulduğunu ancak her yükselişte satış geldiğini belirtiyor.
Kısa vadede ralli beklemek anlamlı değil. Ancak sabırlı yatırımcılar için kademeli alım fırsatları mevcut. Analiste göre, tüm sermaye ile tek seferde girmek büyük bir risk taşıyor. Yabancı yatırımcı gelirse, bunu kademeli ve daha ucuz seviyelerden yapmak isteyecektir.
Altın ve Gümüşte Testere Piyasa
Değerli metallerde tarihi bir manipülasyon süreci yaşandığını belirten Şirin, altın ve gümüşün satılmaması gerektiğini vurguluyor. Ons gümüşün 63 dolardan 55 dolara, ons altının ise 4.100 dolardan 3.950 dolara gerilemesi tipik bir “testere piyasası” örneğidir.
Analiste göre, piyasa yapıcılar yatırımcıyı psikolojik olarak yıpratmak için fiyatları önce yükseltip sonra tekrar düşürerek umutları kırmaktadır.
Buna rağmen, değerli metallerdeki baskının artık çok uzadığını ve bir noktada mazeret üretilerek yükselişin başlayacağını öngörüyor. Bu nedenle mevcut pozisyonların korunmasını öneriyor.
Makroekonomik Riskler ve Dolar Beklentisi
Ekonomideki yapısal sorunların piyasaları doğrudan etkilediğini belirten Emre Şirin, Brent petrolün 85 dolar üzerine çıkmasının enflasyonist baskıyı artırdığını söylüyor. Bu durumun, Merkez Bankası’nın beklenen faiz indirimlerini yapmasını engelleyebileceğini savunuyor.
Özellikle Dolar tarafında 47 seviyesinin savunulmasının kritik olduğunu ifade ediyor. Hazine’nin ödediği 1 trilyon 464 milyar lira tutarındaki faiz yükünün borçlanma maliyetlerini artırdığını belirtiyor. Ayrıca, ithalat yoluyla fiyat bastırma yönteminin üreticiyi üretimden kopardığını vurguluyor.
Sonuç olarak, siyasi atmosfer ve kur baskısı devam ederken sağlıklı bir yatırım ortamının oluşmasının zor olduğu görülüyor. Özellikle 47 seviyesindeki Dolar talebi ve küresel enerji fiyatları, önümüzdeki dönemin yönünü belirleyecektir.