Türkiye’nin ekonomik görünümü ve olası bir İstanbul depreminin yaratacağı maliyetleri değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, mevcut ekonomi politikalarının gerçeklerle örtüşmediğini savundu.
İstanbul Depremi ve Ekonomik Riskler
Prof. Dr. Emre Alkin, 17 Ağustos depreminin 25. yılı vesilesiyle olası bir Marmara depreminin maliyetlerine dikkat çekti. Analiste göre, benzer bir felaket bugün yaşansaydı maddi kayıp 50 milyar dolar ile 250 milyar dolar arasında olurdu.
Alkin, bu rakamın Türkiye’nin milli gelirinin yaklaşık dörtte birine denk geldiğini vurguladı. Özellikle Marmara Bölgesi’nin sanayi merkezi olması, riski daha da artırıyor. Ancak asıl büyük felaketin, nitelikli insan kaynağının kaybı olacağını belirtti.
Sanayinin Bölgesel Dağılımı ve Lojistik Strateji
Türkiye sanayi üretiminin yaklaşık %31’inin İstanbul’da yoğunlaşması, ekonomik kırılganlığı artırıyor. Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, sanayinin Türkiye sathına yayılması için doğru teşvik politikaları uygulanmalı.
Sadece iktisadi gelişimin yeterli olmadığını belirten Alkin, sosyal, eğitim ve sağlık yatırımlarının da eş zamanlı yapılması gerektiğini savundu. Aksi takdirde, nitelikli insan gücünün bölgeyi terk ettiği “pushback” etkisinin yaşanacağını ifade etti.
Enflasyon ve Merkez Bankası Politikaları
Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerindeki yukarı yönlü revizyonlarını eleştiren Alkin, kurumun öngörü hatalarını kurumsallaştırdığını öne sürdü. Analiste göre, mevcut dezenflasyon reçetesi vatandaşın alım gücünü aşırı kısıtlayarak başarıya ulaşmaya çalışıyor.
Ancak Alkin, iktisat tarihinde sadece tüketimi kısarak başarıya ulaşmış bir politika örneği olmadığını belirtti. Ayrıca, Türkiye’de ilk kez net sermaye çıkışının yaşandığını ve yatırımcıların gelecek görmediği için sermayesini yurt dışına taşıdığını vurguladı.
Döviz Kuru ve Reel Faiz Çelişkisi
Ekonomi yönetiminin döviz kurunu baskılayarak Türk lirasına güven olduğu algısını yaratmaya çalıştığını belirten Alkin, bu durumun sanayici ve ihracatçı için risk oluşturduğunu söyledi. Özellikle satın alma gücü paritesi üzerinden yapılan analizlerin, Türkiye’deki fiyatların dolar bazında dünya ortalamasının %37 üzerinde olduğunu gösterdiğini hatırlattı.
Prof. Dr. Emre Alkin’e göre, açıklanan enflasyon rakamları ile piyasa gerçekleri arasındaki uçurum, reel faiz hesaplamalarını yanıltıcı hale getiriyor.
Kamu Borçlanması ve Gelecek Senaryoları
Türkiye’nin faiz dışı açık vermesinin borç sarmalına yol açabileceği uyarısında bulunan analist, reel faiz teklifleri ile büyüme hızı arasındaki dengesizliğe dikkat çekti. Mevcut kurgunun sürdürülebilir olmadığını savunan Alkin, piyasaların 2028 veya 2029 yıllarında tek haneli enflasyona inanmadığını belirtti.
Sonuç olarak Prof. Dr. Emre Alkin, jeopolitik öncelikler nedeniyle ekonomi yönetiminin reçeteyi değiştirme ihtimalinin düşük olduğunu ancak mevcut durumun sabır gerektirdiğini ifade etti. Tabloyu değiştirecek temel unsurun, gerçekçi verilerle oluşturulmuş yeni bir ekonomi yönetimi veya reçete değişikliği olacağı öngörülüyor.