Türkiye ekonomisindeki güncel veriler ve piyasa dinamikleri, ciddi bir devalüasyon riski olduğunu gösteriyor. Analist Saffet Öztürk, ülkenin şu an uçurumun kenarında olduğunu ve mevcut gidişat değişmezse sert bir kur sıçramasının yaşanabileceğini belirtiyor.
Devalüasyon ve Kur Kaybı Farkı
Saffet Öztürk, öncelikle kavramsal bir ayrım yaparak başlıyor. Kur değer kaybına depresyasyon denir. Bu durum, dalgalı kur sisteminde Türk Lirasının düzenli olarak değer kaybetmesidir.
Buna karşın devalüasyon, Türk Lirasının aniden %100, %200 veya daha yüksek oranlarda değer kaybetmesidir. Analiste göre, mevcut veriler tek başına ani bir sıçrama için yeterli olmasa da kötü gidişatın devamlılığı bu riski artırıyor.
TCMB Rezervleri ve Faiz Verileri
24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla veriler kritik seviyelerde seyrediyor. TCMB politika faizi, 22 Ekim’deki 100 puanlık indirimle beraber %36 seviyesine geriledi.
Toplam brüt rezervler 169.1 milyar TL olarak kaydedildi. Ancak analist, net rezervlerin çok daha kritik olduğunu vurguluyor. Net uluslararası rezervler 51.5 milyar dolar seviyesindeyken, swap hariç net rezervler 39.3 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
Rezervlerdeki Sert Düşüş ve Nedenleri
2026 yılı boyunca rezervlerde ciddi bir dalgalanma yaşandı. Ocak ayında 218 milyar dolar ile zirveyi gören brüt rezervler, Haziran’da 149 milyar dolara kadar düştü.
Temmuz ve Ağustos aylarında toparlanma görülse de 21 Ağustos’taki 188 milyar dolarlık seviyeden sonra tekrar azalma başladı. Sonuç olarak, yıl başından Ekim ayına kadar toplamda 49.1 milyar dolarlık bir rezerv kaybı yaşandı.
Özellikle 21 Ağustos ile 16 Ekim arasındaki 16.6 milyar dolarlık düşüş dikkat çekiyor. Bu kaybın 6 milyar doları altın kaynaklıyken, net 10 milyar dolarlık bir azalma söz konusu. Saffet Öztürk’e göre rezervlerin düzenli azalması, dövize olan talebin arttığını veya Merkez Bankasının kuru baskılamak için rezerv kullandığını gösteriyor.
CDS Puanları ve Risk Analizi
Rezervlerdeki erimeye ek olarak ülke risk primindeki artış alarm veriyor. 5 yıllık CDS puanları Nisan başında 311 seviyesindeyken, Ağustos’ta 217’ye kadar gerilemişti.
Ancak Eylül ve Ekim aylarında puanlar tekrar yükselerek 230 ve 256 seviyelerine ulaştı. Analiste göre, azalan rezervlerle beraber yükselen CDS puanları piyasada alarm verildiği anlamına geliyor. Özellikle CDS’in yeniden 300’ün üzerine çıkması durumunda tehlike çanlarının daha yüksek sesle çalacağını öngörüyor.
Yabancı Yatırımcı ve Borsa Hareketleri
Güven kaybı borsa tarafında da net bir şekilde görülüyor. 16 Ekim haftasında yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde net 88.8 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi. Bu durum, üst üste üçüncü hafta satışların sürdüğünü kanıtlıyor.
Saffet Öztürk, yabancı yatırımcıların ülkeden çıkışının, rezervlerin azalmasının ve CDS artışının eş zamanlı yaşanmasının devalüasyonu kaçınılmaz kılabileceği konusunda uyarıyor.
Analist ayrıca, 450.000 kişinin mağdur olduğu bir fon olayının piyasaya sirayet ettiğini belirtiyor. Bazı hisse senetlerinde %30 ile %40 arasında değer kayıpları yaşanırken, BIST genelinde %25-30’luk düşüşler görüldü.
Piyasa Beklentileri ve Gelecek Senaryosu
Saffet Öztürk’e göre piyasa, güvenin tazelenmesi için idari değişiklikler bekliyor. Özellikle SPK ve Takas Bank gibi kurumların ihmalleri konusunda sorumluların istifasının yabancı yatırımcı nezdinde güven oluşturabileceğini savunuyor.
Önümüzdeki süreçte ABD Merkez Bankası Fed’in faiz kararı yakından izlenecek. Ayrıca Türkiye’deki işsizlik, dış ticaret ve ekonomik güven verileri tablonun yönünü belirleyecek temel unsurlar olacak.