ABD üretici enflasyon verilerinin piyasaları hareketlendirdiği bir dönemde Selçuk Ergin, makroekonomik riskler ve varlık sınıfları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
ABD Hazine Programı ve Tahvil Faizleri
ABD Hazine Bakanlığı, tahvil programı kapsamında 6 milyar dolarlık bir geri alım yapacağını açıkladı. Analiste göre bu rakam oldukça dikkat çekici. Çünkü daha önce operasyon başına maksimum alım seviyesi 2 milyar dolardı. Yakın zamanda bu sınır minimum 4 milyar dolara yükseltilmişti.
Ancak bu geri alım hamlesine rağmen uzun vadeli tahvil faizlerinde bir düşüş yaşanmadı. Aksine 10, 20 ve 30 yıllık tahvil faizlerinin yükseldiği görüldü. Normal şartlarda bu tür bir adımın piyasayı rahatlatması ve faizleri aşağı çekmesi beklenirdi.
Selçuk Ergin’e göre piyasa, ABD’den daha yüksek faiz oranları bekliyor. Ayrıca yatırımcılar, ABD’nin borç ödeme kapasitesini ve bu borçların kim tarafından karşılanacağını sorgulamaya devam ediyor. Bu durum, Fed ile Hazine’nin karşı karşıya geldiği karmaşık bir döneme işaret ediyor.
Küresel Enflasyon ve Enerji Riskleri
Enerji piyasalarında Brent petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, küresel enflasyon dalgasını yeniden tetikleme riski taşıyor. Özellikle Avrupa tarafında doğalgaz fiyatlarının son 3-4 ayda iki kat artması ciddi bir problem yaratıyor. Ergin, bu durumun temel nedenini İran’daki sorunlar ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlikler olarak açıklıyor.
Sadece enerji değil, temel gıda ürünlerinde de hareketlilik söz konusu. Şeker, buğday ve soya gibi ürünlerde son bir ayda %10-12 bandında yükselişler yaşandı. Bu artışların tüketici fiyatlarına yansıması önümüzdeki 5-6 ay sonra TÜFE verilerinde görülebilir.
Analiste göre, enerji ve gıdanın genel maliyetlere yayılıp yayılmadığını anlamak için öncelikle çekirdek üretici enflasyon verileri takip edilmelidir.
Nasdaq ve Teknoloji Sektöründe Rotasyon
Nasdaq Teknoloji endeksi son 4 aydır yatay bir seyir izliyor. Yarı iletkenler başta olmak üzere birçok sektörde kazanımların zayıfladığı görülüyor. Buna karşın siber güvenlik hisselerinin kendi boğa piyasasını yaşadığını belirten Ergin; CrowdStrike, Snowflake ve Okta gibi şirketlerin revaçta olduğunu vurguluyor.
Özellikle Okta’nın düşük piyasa değerine rağmen yüksek potansiyel taşıdığını savunuyor. Analiste göre piyasada yeni bir rotasyon ihtiyacı var. Nasdaq 100 için 17.200 seviyesi korunduğu sürece ana trendin düşüşe geçeceğini düşünmüyor. Ancak önümüzdeki hafta yeni trend arayışlarının başlayabileceğini öngörüyor.
Altın, Petrol ve Değerli Metaller
altın tarafında 2360 bölgelerinin destek olarak çalıştığını hatırlatan Selçuk Ergin, petrol yükselişinin altın yatırımcılarını tedirgin ettiğini belirtiyor. Çünkü yüksek petrol fiyatları enflasyon korkusunu artırarak altın üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Buna rağmen, altın için yükselişin ikinci bacağının geleceğine inanıyor. Mevcut düzeltme hareketlerinin, yeni yatırımcılar için kademeli alım fırsatı sunduğunu ifade ediyor. Özellikle 2300-2400 dolar bölgesinin, tıpkı 2000 dolar seviyesi gibi bir alım alanı olarak değerlendirilebileceğini savunuyor.
TCMB Kararı ve Kripto Para Beklentileri
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faizi sabit tutması beklentilerle uyumlu bir gelişmeydi. Ancak bankaların mevduat faizlerini %40 seviyelerinden %38 seviyelerine çekmeye başladığına dikkat çeken Ergin, enflasyonist baskının sürdüğünü belirtiyor. Türkiye’deki ekonomik rahatlamanın ancak İran tarafında bir normalleşme ile mümkün olabileceğini ekliyor.
Kripto para piyasasında ise trendlerin pozitif olduğunu savunuyor. Bitcoin için bulut indikatörünün 74.000 dolar seviyesine ulaştığını ve trendin sağlıklı olduğunu belirtiyor. Ancak gerçek bir pozitif ivme için 82.000 dolar üzerinde kapanışların gelmesi gerektiğini düşünüyor.
Ethereum tarafında 2500 dolar eşiğinin aşılmasının kritik olduğunu ve bir sonraki direncin 2800 dolar olduğunu ifade ediyor. XRP için ise 1.30-1.40 dolar bandında yatay bir seyir gözlemliyor. Son olarak, Tether dominansının %7,5 seviyesini aşmaması durumunda kripto varlıklarda kazanımların sürebileceğini öngörüyor.
Önümüzdeki hafta açıklanacak ABD TÜFE verileri ve Fed’in faiz kararı, piyasalardaki volatilitenin yönünü ve yeni trendlerin oluşumunu belirleyecek temel unsurlar olacak.