Borsa İstanbul’da yaşanan tarihi düşüş ve Fed’in faiz kararı sonrası piyasa görünümünü değerlendiren Selçuk Ergin, likidite krizinin detaylarını ve varlık yönetimi stratejilerini paylaştı.
Borsa İstanbul’da Likidite Krizi ve Kartopu Etkisi
Selçuk Ergin’e göre dün yaşanan sert düşüş sadece hisse bazlı bir gerileme değil, derin bir likidite problemidir. Özellikle bazı fonlarda yatırımcıların çıkış taleplerinin zamanında karşılanamaması süreci tetiklemiştir.
Fonlar, yatırımcılara ödeme yapabilmek için ellerindeki varlıkları hızla nakde çevirmek istemiştir. Ancak bazı hisselerin taban fiyatta kilitlenmesi nedeniyle satışlar yapılamamıştır. Dolayısıyla fonlar; banka, holding ve sanayi şirketleri gibi satabildikleri her varlığa yönelmiştir.
Bu durum, satışların tüm borsaya yayılmasına neden olan bir kartopu etkisi yaratmıştır. Diğer yatırımcılar da panikle satışa geçince düşüş hızlanmıştır. Analiste göre, fonların ödeme yapamaması bir temerrüt riski doğurmuştur.
Fonların Ödeme Stratejileri ve BIST 30 Beklentisi
Fon yönetimleri, nakit sıkıntısı nedeniyle ödeme süreçlerini zamana yaymaya çalışmaktadır. Bazı fonlar, satış taleplerini önümüzdeki ayın 15’ini baz alarak ve ardından 10 iş günü süre ekleyerek karşılamayı hedeflemektedir.
Bu yaklaşımın temel nedeni, yatırımcıyı sistemde tutmak ve piyasada alıcı bulunmayan bir ortamda kontrolsüz satışları engellemektir. Ancak Varlık Fonu’nun müdahalesiyle sabah saatlerinde piyasada bir toparlanma gözlemlenmiştir.
Selçuk Ergin, bu süreçte güvenli limanların BIST 30 çevresinde olduğunu belirtmektedir. SPK’nın yeni düzenlemeleriyle birlikte bankalar ve holdingler gibi büyük ölçekli şirketlerin ön plana çıkacağını öngörmektedir. Buna karşın, küçük ve orta ölçekli hisselerin bir süre daha baskı altında kalabileceğini savunmaktadır.
Tasarruf Finansman Şirketleri ve Güven Zinciri
Analist, Katılım Evim gibi finansman şirketleri üzerinden ev veya araç alan müşteriler için farklı bir senaryo çizmektedir. Evini almış ve ipoteği devam eden kişiler için şirketin borsa değerinin düşmesi, evin otomatik olarak tehlikeye girdiği anlamına gelmez.
Ancak henüz finansmanını almamış, yıllardır ödeme yapan müşteriler için durum daha hassastır. Teoride, müşterilerin tasarruflarının şirket hesaplarından ayrı tutulduğu yasal bir düzenleme mevcuttur. Yine de Selçuk Ergin, devletin tüm paraları kesin olarak ödeyeceği varsayımının riskli olduğunu hatırlatmaktadır.
Finansal sistemler tamamen güven üzerine inşa edilir. Yeni müşterilerin gelmemesi, sistemin kilitlenmesine yol açabilir.
Özellikle Aralık ayında finansman bekleyenlerin, bu tutarı aynı tarihte almalarının zorlaşabileceğini ancak BDDK gözetiminde geri alma mekanizmalarının çalıştırılabileceğini belirtmektedir.
Fed Faiz Kararı ve Küresel Piyasalar
Küresel tarafta Fed, 2023 yılından beri ilk kez 25 baz puanlık bir faiz artışı gerçekleştirmiştir. Bu hamle başlangıçta altın, kripto paralar ve borsa endekslerinde satış baskısı yaratmıştır.
Buna karşın piyasalar gece yarısından itibaren toparlanmaya başlamıştır. Selçuk Ergin’e göre bunun nedeni, piyasanın bu artışı %95 ihtimalle zaten fiyatlamış olmasıdır. Ayrıca Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamalarında olağan dışı bir durum görülmemiştir.
Ancak yüksek faiz ortamının ABD’de sürdürülebilir olmadığını vurgulayan analist, önümüzdeki aylarda hangi borçlu şirketin veya bankanın kırılacağının takip edilmesi gerektiğini söylemektedir.
Altın ve Kripto Para Stratejileri
Kısa vadede faiz artışı ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle altın üzerinde baskı oluşması olağan bir durumdur. Ancak Selçuk Ergin, birkaç aylık döngüde altının bu durumu tolere ederek kazanç sağlayacağını öngörmektedir.
Kripto para tarafında ise Bitcoin pozitif trendini korumaktadır. Ethereum tarafında 2.394 dolar seviyesindeki trendline desteğinin iyi çalıştığını ve fiyatın 2.500 dolar üzerinde yükseliş hedeflediğini belirtmektedir. XRP’nin ise bulut bölgesinde tutunduğunu ancak Ethereum’a göre biraz geride kaldığını ifade etmektedir.
Sonuç olarak, Borsa İstanbul’daki çalkantılı dönemin sürmesi muhtemeldir. Özellikle likidite yönetimi ve Fed’in faiz politikalarındaki olası dönüşler, önümüzdeki dönemin ana belirleyicileri olacaktır.