Küresel piyasalarda Fed’in faiz politikalarındaki belirsizlik sürerken Selçuk Geçer, altın fiyatlarındaki yükselişin temel nedenlerini ve Türkiye’deki ekonomik riskleri değerlendirdi.
Fed’in Faiz Çıkmazı ve Bağımsızlık Tartışmaları
Fed içerisinde faiz artırımı ve sabit tutma konusunda ciddi bir görüş ayrılığı yaşanıyor. Bazı üyeler enflasyonu dizginlemek için artışın kaçınılmaz olduğunu savunurken, çoğunluk mevcut seviyelerin gerçekçi olduğunu düşünüyor.
Özellikle Trump ile Kevin Warsh arasındaki özel görüşmeler, Fed’in bağımsızlığının sorgulanmasına yol açtı. Selçuk Geçer’e göre bu durum, tahvil ve döviz yatırımcılarının Amerika’yı satma noktasına gelmesine neden olabilir.
Buna karşın, Amerikan tahvillerinden ve hisse senetlerinden çıkışların hızlanması, Avrupa piyasalarını ve değerli metalleri canlandırabilir. Analiste göre altın tarafındaki yükseliş henüz başlangıç aşamasında olabilir.
Altın Hedefi ve ABD İstihdam Verisi
Altındaki yükselişin temel motivasyonu artık Ortadoğu geriliminden ziyade Fed politikalarına kaymış durumda. Bu noktada Cuma günü açıklanacak olan tarım dışı istihdam verisi kritik önem taşıyor.
Verinin beklentilerin çok üzerinde gelmesi, faiz artırımı tartışmalarını tekrar canlandırabilir. Ancak verinin kötü gelmesi durumunda, faiz indirimi beklentileri artacağı için yükseliş hızlanacaktır.
Selçuk Geçer, öncü verilere dayanarak istihdam verisinin kötü gelme ihtimalinin yüksek olduğunu savunuyor. Özellikle Jols endeksi, özel sektör istihdamı ve haftalık işsizlik maaşı başvurularındaki yavaşlama bu tezi destekliyor.
Küresel Yatırımcıların Strateji Değişikliği
Dünya genelindeki tahvil ve döviz yatırımcıları, Amerika’daki güvensizlik nedeniyle pozisyonlarını değiştiriyor. Bu durum, Euro/Dolar paritesinin 1.18-1.20 seviyelerine geri dönmesine yol açabilir.
Dünya Altın Konseyi’nin verileri de bu yönelimi doğruluyor. Temmuz ayı itibarıyla altın ETF’lerinin 3 milyar dolar net pozisyon aldığı görülüyor. Özellikle Avrupalı ETF’lerin alımları dikkat çekiyor.
Analiste göre altın, 4.200-4.280 TL seviyelerinde tutunmayı başarırsa, hızlı hareketlerle 4.500 TL ve ardından 5.000 TL seviyelerine ulaşabilir.
Türkiye’nin Rezervleri ve Döviz Riski
Türkiye tarafında TCMB rezervlerinde hafif bir yükseliş gözlemlense de Selçuk Geçer, mevcut tablonun yapısal sorunları çözmeye yetmediğini belirtiyor. Brüt rezervler 164.4 milyar dolar, net rezervler ise 54.2 milyar dolar seviyesinde.
Ancak kısa vadeli dış borç ve döviz açığının 200 milyar doların üzerinde olması, Dolar kurunu oldukça kırılgan hale getiriyor. Ayrıca tüzel kişilerin döviz mevduatlarında bir haftada yaşanan 3.3 milyar dolarlık düşüş, borç ödemeleri için yurt içi kaynakların zorlandığını gösteriyor.
JP Morgan’ın TL pozisyonlarını kapatmış olması da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Analist, bu durumun sadece kar alma değil, olası bir kur şoku korkusuyla da ilgili olabileceğini vurguluyor.
Otomotiv Sektöründeki Daralma ve Kriz
Ekonomik baskılar en net şekilde otomobil sektöründe görülüyor. Temmuz ayı verilerine göre sektörde %25’lik bir daralma yaşandı.
Selçuk Geçer, yüksek faizler ve kredi sınırlamaları nedeniyle yıl sonunda toplam daralmanın %20 seviyelerine ulaşabileceğini öngörüyor. Bu durumun sadece sektörü değil, aynı zamanda ÖTV gelirlerini de ciddi şekilde olumsuz etkileyeceğini savunuyor.
Sonuç olarak, ABD istihdam verileri ve Fed’in faiz yönelimi küresel piyasaları belirlerken, Türkiye’de döviz likiditesi ve sektörel daralmalar ana risk unsurları olmaya devam edecek.