Piyasalarda eş zamanlı olarak üç farklı hikayenin yaşandığını belirten Selçuk Geçer, Türkiye’ye gelen sıcak paranın niteliği, altın fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentileri arasındaki derin uçurumu değerlendirdi.
Carry Trade ve Dolar Riski
Türkiye’nin şu an Carry Trade yatırımcılarının odağında olduğunu belirten Geçer, bu yatırımcıların toplam hacminin 62 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Analiste göre bu yatırımcılar Türkiye’ye güven duydukları için değil, ucuz faizli parayı yüksek faizli ve kur garantisi olan bir piyasada değerlendirmek için geliyorlar.
Söz konusu yatırımcıların borsadan ziyade devlet tahvillerinde konumlandığını vurgulayan Geçer, bu grubun her an kaçmaya hazır olduğunu savunuyor. Özellikle iç siyasi gelişmeler, Merkez Bankası’nın faiz kararları ve cari açık gibi makro veriler yakından takip ediliyor.
Kurda Kırılma Senaryosu
Selçuk Geçer’e göre Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesi, Carry Trade parası için çıkış sinyali anlamına gelir. Reel getirinin azalmasıyla birlikte yabancıların yanı sıra yerli yatırımcıların da Dolar talebinin artacağını öngörüyor.
Bu durumun bir sarmalı tetikleyebileceğini belirten analist, şu risk zincirine dikkat çekiyor: Önce rezervlerin tükenmesi, ardından faizlerin yeniden yükseltilmesi ve beraberinde gelen ekonomik boğulma. Dolayısıyla kurun 48 lira seviyesinde sabitlenmiş olmasının sorunu çözmediğini, asıl stres testinin çıkışlar başladığında görüleceğini savunuyor.
Altın Hedefi ve 5.000 Dolar İhtimali
Altın tarafında ons fiyatının 4.634 dolar seviyelerine ulaştığını ve 3 ayın zirvesini gördüğünü belirten Geçer, piyasanın artık 5.000 dolar hedefine odaklandığını ifade etti. Gram altın fiyatının ise sabah saatlerinde 7.168 lira seviyelerinde olduğunu hatırlattı.
Analiste göre yükselişi destekleyen temel unsurlar şunlardır:
- Küresel bazda doların zayıflaması.
- Fed Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirim sinyalleri verme ihtimali.
- Jeopolitik riskler ve küresel finans sistemine olan güvensizlik.
Jeopolitik tansiyon düşmesine rağmen altın yükselmeye devam ediyorsa, hikaye artık savaşlardan ziyade küresel borçluluk ve sistemik güvensizliklere evrilmiş demektir.
Geçer, 4.800 - 5.000 dolar aralığında dalgalanmalar yaşanabileceğini ancak koşullar sağlandıkça 5.000 dolar seviyesinin zorlanacağını ve kırılma ihtimalinin güçlü olduğunu düşünüyor.
Enflasyon Beklentileri ve Güven Sorunu
Türkiye’deki piyasa uzmanları ile vatandaşın yaşadığı gerçeklik arasındaki farkın derinleştiğini savunan Selçuk Geçer, enflasyon beklentilerindeki çelişkiye değindi. Analiste göre finansal modellerle hareket edenlerin aksine, vatandaş maliyetler ve market fiyatları üzerinden gerçek bir tahmin yürütüyor.
Buna karşın vatandaşın 12 ay sonrası için %45 seviyelerinde bir enflasyon beklediğini belirten Geçer, temel sorunun “güven” olduğunu vurguluyor. Carry Trade yatırımcısının Türkiye’ye, altın yatırımcısının ABD sistemine, vatandaşın ise fiyat istikrarına güvenmediğini ifade ediyor.
Reel Ekonomi ve Gelecek Beklentileri
Sonuç olarak Selçuk Geçer, rezerv satarak kuru baskılamanın veya faiz artırmanın kalıcı bir çözüm olmadığını savunuyor. İstikrarın sağlanması için mutlaka reel ekonomik bir programın uygulanması gerektiğini belirtiyor.
Analiste göre güven tesis edilmediği sürece kur bir noktada kırılacaktır. Bu kırılma gerçekleştiğinde, özellikle ons altının da yükseldiği bir senaryoda, gram altın fiyatlarında çok yüksek ve alışılmadık seviyelerin konuşulabileceği öngörülüyor.