Türkiye’de emekli maaşları ve sermaye piyasalarındaki hareketlilik dikkat çekerken, Selçuk Geçer güncel ekonomik veriler ışığında kritik uyarılarda bulundu.
Emekli Maaşı ve Sistem Riski
Meclise sunulan en düşük emekli aylığının net asgari ücret seviyesine çıkarılması teklifi ilk bakışta olumlu görünüyor. Ancak Selçuk Geçer’e göre, en düşük emekli aylığı asgari ücretin en az %10 üzerinde olmalıdır.
Analist, mevcut sistemdeki maaş makasının kapanması konusunda uyarıyor. Bugün en düşük emekli aylığı 23.552 TL seviyesindeyken, net asgari ücret 28.075 TL olarak uygulanıyor.
Örneğin, asgari ücrete %20 zam gelirse yeni tutar yaklaşık 33.691 TL olur. Bu durum, en düşük maaş alanların %43 zam alması anlamına gelir. Ancak daha yüksek maaş alanlar sadece enflasyon farkı alırsa, maaşlar birbirine yaklaşır.
Sonuç olarak, farklı prim ödeyen emeklilerin aynı maaş bandına sıkışması sistemin mantığını bozar. Bu durum, uzun vadede düşük prim bildirimi ve kayıt dışılık riskini artırabilir.
Sermaye Piyasaları ve Şirket Borçları
Sermaye piyasalarında denetimlerin sıkılaştığı bir dönem yaşanıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında 26 kişi gözaltına alındı. Ayrıca SPK, Alnus Yatırım, Bulls Yatırım ve Pusula Yatırım’ın faaliyetlerini geçici olarak durdurdu.
Şirketler tarafında ise Vestel Elektronik dikkat çekiyor. Şirket, 500 milyon dolar nominal değerli 2029 vadeli euro bondları için takas teklifi başlattı.
Tahvil sahiplerine sunulan seçeneklerden biri, %45 ana para kesintisi kabul edilerek 2032 vadeli yeni tahvile geçmektir. Selçuk Geçer’e göre bu durum, yüksek faiz ortamında borç maliyetinin ve vadenin kritik hale geldiğini kanıtlıyor.
Reel kesim güven endeksinin Ekim ayında 102’den 99.8’e düşmesi, sanayicinin önündeki siparişlerden ve genel gidişattan emin olmadığını gösteriyor.
Küresel Enerji ve Jeopolitik Riskler
Dünya genelinde Brent petrol fiyatları 110 dolar seviyelerinde seyrediyor. Bu yükselişin temel nedeni, ABD ile İran arasındaki diplomasi umutlarının zayıflaması ve ABD stoklarındaki düşüştür.
Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki riskler sadece enerjiyle sınırlı değil. İran’ın deniz altındaki internet kablolarını hedef alabileceği yönündeki açıklamalar, finansal işlemleri ve küresel veri trafiğini tehdit ediyor.
Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentilerini yükselterek merkez bankalarının faiz indirimi alanını daraltıyor. Bu durum, faiz getirisi olmayan altın fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.
Global Ekonomik Dönüşümler
Avrupa’da enerji bağımsızlığı bir güvenlik meselesine dönüştü. Almanya yenilenebilir enerjiye yatırım yaparken, Fransa’da 10 yıllık tahvil faizi %5 seviyesini gördü.
Japonya’da ise tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) Aralık ayında faizi %1,5 seviyesine çıkarması bekleniyor. Bu, ücretlerin fiyatları yukarı taşıdığı yeni bir dönemin başlangıcıdır.
Çin tarafında ise temiz teknoloji ürünlerine getirilen tarifeler üzerinden ABD ve AB ile yeni bir ticaret kavgası yaşanıyor. İklim politikaları artık sanayi politikalarıyla iç içe geçmiş durumda.
Türkiye tarafında ise BIST 100 yaklaşık 11.674 puanda ve Dolar 49,60 TL seviyesinde işlem görüyor. Türkiye’nin 10 yıllık tahvil faizinin %35,5 olması, paranın hem kamu hem şirketler için ne kadar pahalı olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, emeklilik sistemindeki tabana sıkışma sorunu çözülmezse sosyal adalet zedelenebilir. Küresel piyasalarda ise petrol ve faiz riskleri birbirini beslemeye devam edecek.