Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın 2025 Dünya Yatırım Raporu, küresel sermaye akışlarındaki kritik yön değişimlerini ortaya koyuyor. Analist Yatırım 101, bu rapor üzerinden paranın nereye aktığını ve Türkiye’nin bu tablodaki konumunu değerlendirdi.
Küresel Yatırımda Taraf Değişimi
2025 yılında dünya sınırlarını aşan doğrudan yatırımların toplamı 1.6 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam iki yıllık düşüşün ardından gelen bir artış olarak görünüyor. Ancak Yatırım 101’e göre bu durum genel bir toparlanmadan ziyade bir taraf değişimi anlamına geliyor.
Küresel sermaye artık gelişmekte olan ülkelerden ziyade gelişmiş ekonomilere yönelmiş durumda. Gelişmiş ekonomilere akan yatırım %11 artarak 723 milyar dolara yükseldi. Buna karşın gelişmekte olan ekonomiler sadece %2 büyüyerek 901 milyar dolar civarında kaldı.
Özellikle yatırımın yoğunlaşması dikkat çekiyor. Küresel doğrudan yatırımın %80’inden fazlası sadece 20 ülkeye gitti. Bu listenin başında 277 milyar dolar ile ABD yer alırken onu Singapur, Hong Kong ve Çin takip ediyor.
Türkiye’nin Küresel Payındaki Kayıp
Türkiye’nin küresel yatırım pastasından aldığı pay son 15 yılda ciddi şekilde eridi. Analiste göre 2010’lu yıllarda %0.9 olan pazar payı bugün %0.4 seviyesine geriledi. Bu durum, Türkiye’nin nominal olarak büyüse bile küresel rekabette geride kaldığını gösteriyor.
Geçmişte, özellikle 2005-2007 yılları arasında Türkiye’ye büyük bir sermaye akışı yaşanmıştı. O dönemde düşük faizler ve küreselleşme dalgası Türkiye’yi cazip kılıyordu. Ancak günümüzde yatırımcıların öncelikleri tamamen değişti.
Yatırımın sadece miktarı değil, niteliği de kritik önem taşıyor. Türkiye’ye giren yabancı sermayenin büyük kısmının üretken alanlar yerine konut alımına yönelmesi, ekonomiye gerçek bir katma değer sağlamıyor.
Stratejik Sektörler ve Yeni Yatırım Dalgası
Günümüzde yatırımcılar artık “en ucuz nerede üretirim” sorusundan ziyade “stratejik olarak en güvenli yer neresi” sorusuna odaklanıyor. 2025 yılında yeni yatırım projelerinin %44’ü dört ana kategoriye yoğunlaştı:
- Yapay zeka altyapısı
- Yarı iletkenler (çipler)
- Temiz enerji teknolojileri
- Kritik mineraller
Sadece yapay zeka altyapısına 2025’te 350 milyar dolar yatırım açıklandı. Yarı iletken sektörü ise son 5 yılda yıllık ortalama %54 büyüme ile en hızlı sektör oldu. Geleneksel sanayi ve montaj gibi alanlar ise bu VIP listesinin dışında kaldı.
Türkiye İçin Fırsat Alanları ve Stratejiler
Türkiye’nin stratejik sektörlerdeki payı düşük olsa da Yatırım 101 bazı somut fırsat alanlarına işaret ediyor. Özellikle temiz enerji teknolojilerinde Çinli şirketlerin Türkiye’yi üretim merkezi yapma potansiyeli bulunuyor.
Enerji altyapısı ve depolama çözümleri, Türkiye’nin cari açık sorununu çözebilecek kritik alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2026 itibarıyla desteklediği 414 teknoloji alanı ve 34 kritik mineral programı dikkat çekiyor.
Analist, portföy yönetimi için şu temaları öneriyor:
- Enerji Ekipmanları: Veri merkezleri ve yenilenebilir enerji santralleri için şebeke ekipmanları üreten Astor Enerji gibi şirketler takip edilebilir.
- Yenilenebilir Enerji: Üretim ve depolama tarafında Aksa Enerji ve benzeri yapılar izlenebilir.
- Savunma Sanayii: Türkiye’nin katma değerli üretimde en güçlü olduğu ve know-how biriktirdiği alan olarak öne çıkıyor.
Borsa Beklentileri ve Global Yatırımlar
Türkiye’de çip veya yapay zeka üretimi yapan şirketlerin eksikliği nedeniyle, yatırımcıların global piyasalara yönelmesi gerektiğini savunuyor. ABD hisseleri, ETF’ler veya TEFAS üzerindeki teknoloji fonları bu boşluğu doldurabilir.
borsa tarafında ise kısa vadeli bir iyimserlik paylaşmıyor. Yatırım 101, faizlerin düşmesi ve düşük faiz ortamının gelmesiyle gerçek bir rallinin ancak 2027’den itibaren başlayabileceğini öngörüyor.
Sonuç olarak, küresel sermaye akışının yönü tamamen teknoloji ve stratejik güvenliğe kaymış durumda. Yatırımcıların portföylerini bu yeni dünya düzenine göre şekillendirmesi gerekiyor.