Piyasalardaki mevcut durumu “rehavetli bir iyimserlik” olarak tanımlayan Adam Taggart, konuk analist Michael Liowitz ile birlikte tahvil piyasaları, petrol fiyatları ve makroekonomik riskleri değerlendirdi.
Petrol ve Tahvil Korelasyonu
Analiste göre tahvil piyasasının yönünü anlamak için öncelikle petrol fiyatlarına bakmak gerekiyor. Liowitz, özellikle 2019’dan bu yana beş yıllık tahvil getirileri ile ham petrol arasında volatil ancak belirgin bir ilişki olduğunu savunuyor.
Özellikle son dönemde bu korelasyonun %50’nin üzerine çıktığını belirten analist, piyasanın şu an ekonomik verilerden ziyade petrol fiyatlarına odaklandığını vurguluyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki hareketler, tahvil ve altın piyasalarını doğrudan etkiliyor.
Enflasyon Beklentileri ve Savaş Primi
Liowitz, tahvil getirileri ile enflasyon beklentileri arasındaki tarihsel bağın şu an koptuğuna dikkat çekiyor. Normal şartlarda enflasyon beklentileri düştüğünde tahvil getirilerinin de düşmesi gerekir.
Ancak beş yıllık enflasyon beklentileri gerilerken, tahvil getirilerinin yükseldiğini gözlemliyoruz. Analiste göre bu durum, piyasanın fiyatlamasına eklediği bir “savaş primi” veya “bütçe açığı primi” olarak açıklanabilir.
Piyasa bir yandan enflasyon konusunda endişeli olmadığını söylerken, diğer yandan İran kaynaklı risklerle tahvil getirilerini yukarı çekiyor.
Ekonomik Göstergeler ve Reel Getiriler
Analist, gerçek getirilerin (reel yields) savaşın başlamasıyla birlikte yaklaşık %1 oranında arttığını belirtiyor. Buna karşın, enerji maliyetleri hariç tutulduğunda enflasyon verilerinin aslında oldukça olumlu seyrettiğini savunuyor.
Özellikle konut ve kira fiyatlarındaki düşüşün CPI verilerine yansımasının zaman aldığını hatırlatan Liowitz, gerçek dünyada kiraların sabitlendiğini veya düştüğünü ifade ediyor. Ayrıca istihdam piyasasında büyümenin zayıfladığını ve iş gücü piyasasının kademeli olarak güç kaybettiğini ekliyor.
Yapay Zeka ve Verimlilik Paradoksu
Ekonomik büyümeyi şu an büyük oranda yapay zeka (AI) yatırımlarının sürdürdüğünü belirten analist, bu durumun sürdürülebilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. AI harcamalarının GSYH’yi artırdığı doğru ancak asıl önemli olanın bu yatırımların ne zaman gerçek bir verimlilik artışına dönüşeceği olduğu vurgulanıyor.
Liowitz, mevcut “token” tabanlı maliyet modelinin şirketler için öngörülemez olduğunu ve maliyetlerin hızla arttığını savunuyor. Eğer AI maliyetleri düşmezse veya verimlilik artışı somutlaşmazsa, bu durumun ekonomik büyüme üzerinde negatif bir baskı yaratabileceğini öngörüyor.
Sonuç olarak analist, İran tarafında kontrolsüz bir patlama yaşanmadığı sürece, yıl sonuna kadar tahvil getirilerinin düşeceği yönünde bir beklentiye sahip.