Küresel piyasalarda “Debasement Trade” olarak adlandırılan doların değer kaybı teması yeniden ön plana çıkarken, Barış Soydan son dönemdeki makroekonomik gelişmeleri ve varlık fiyatları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Debasement Trade ve Doların Değer Kaybı
Analiste göre piyasalarda doların daha da aşağı gideceği beklentisi hakim. Bu durumun temel nedeni, Amerika Birleşik Devletleri’nin borç stokunun 40 trilyon dolar seviyesine ulaşmış olmasıdır. Borcun kontrol edilemez bir noktaya gelmesi, Amerikan tahvillerinde sert satış dalgalarını tetikliyor.
Tahvillerde yaşanan bu değer kaybı, yatırımcıları alternatif güvenli limanlara yönlendiriyor. Bu noktada altın ve Bitcoin en güçlü alternatifler olarak öne çıkıyor. Özellikle Ray Dalio gibi finans dünyasının önde gelen isimleri, portföylerin %10 ila 15’inin altın ve bir kısmının Bitcoin ile desteklenmesi gerektiğini savunuyor.
Bitcoin ve Altın Yükselişinin Nedenleri
Geçtiğimiz hafta Bitcoin son üç yılın en sert yükselişini gerçekleştirerek %20’den fazla değer kazandı. Buna paralel olarak altın fiyatlarında da ciddi bir artış gözlemlendi. Ancak bu yükseliş sadece makroekonomik nedenlerle değil, aynı zamanda siyasi gelişmelerle de desteklendi.
Beyaz Saray’da gerçekleşen kripto zirvesi ve Donald Trump’ın kripto yasasının bir an önce çıkarılması yönündeki çağrıları piyasayı hareketlendirdi. Trump’ın Amerika’yı dünyanın kripto başkenti yapma vaadi, varlıklar üzerindeki pozitif ivmeyi artırıyor. Ancak Bitcoin’in tüm zamanların zirvesine ulaşması için makro hikayenin yanına sektörel faktörlerin de eklenmesi gerekiyor.
Nasdaq ve Teknoloji Hisselerindeki Baskı
Bitcoin yükselirken Nasdaq endeksinde haftalık bazda %2’den fazla kayıp yaşandı. Barış Soydan’a göre bu ayrışmanın temel sebebi tahvil faizlerinin yükselmesidir. Tahvil faizlerindeki artış, şirket değerlemeleri üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor.
Özellikle teknoloji şirketleri, yapay zeka yatırımları için yüksek miktarda borçlanma yoluna gidiyor. Dolayısıyla faizlerin yükselmesi, borçlanma maliyetlerini artırarak bilançoları olumsuz etkileyebilir. Buna karşın UBS gibi kurumlar, şirket karlarının güçlü seyretmesi nedeniyle hisse pozisyonlarının korunması gerektiğini savunuyor.
Tahvil faizlerindeki yükseliş kısa vadede risk yaratsa da, şirketlerin güçlü kar marjları bu süreci bir savunma kalkanı olarak kullanmalarını sağlayabilir.
Kritik Takvim: Nvidia ve Fed Konuşması
Önümüzdeki hafta piyasaların yönünü belirleyecek iki ana gelişme bulunuyor. İlk olarak çarşamba günü, yapay zeka rallisinin merkezindeki Nvidia şirketinin bilançosu açıklanacak. Bu bilanço, teknoloji hisselerindeki yükselişin haklı olup olmadığını kanıtlayacak.
İkinci kritik gelişme ise cuma günü gerçekleşecek olan Jackson Hole sempozyumu. Fed Başkanı’nın yapacağı konuşma, para politikasına dair önemli mesajlar içerebilir. Eğer Fed Başkanı şahin bir ton benimserse Dolar Endeksi desteklenebilir. Ancak piyasa, Fed’in bu sene yeni bir faiz artırımı yapma ihtimalini düşük görüyor.
Uzun Vadeli Senaryolar ve Riskler
Analist, borç krizinin derinleşmesi ve enflasyonun petrol fiyatları nedeniyle düşmemesi durumunda “Debasement Trade” sürecinin süreceğini öngörüyor. Ancak Bank of America stratejisti Michael Hartnett’in uyarısı dikkat çekici. Hartnett’e göre 30 yıllık tahvil faizlerinin %5 seviyesinin üzerinde uzun süre kalması, hedef fiyatların aşağı çekilmesini zorunlu kılacaktır.
Sonuç olarak, kısa vadede Nvidia bilançosu ve Fed’in mesajları belirleyici olurken; uzun vadede ABD’nin borç yönetimi altın ve Bitcoin için ana katalizör olmaya devam edebilir.