Türkiye’de derinleşen fon krizi ve makroekonomik veriler ışığında Barış Soydan, piyasalardaki güncel durumu ve yatırım araçlarındaki riskleri değerlendirdi.
Fon Krizi ve Siyasi Etkileri
Analiste göre fon krizi, iktidar partisi için ciddi bir siyasi maliyet oluşturmaya başladı. Bazı kamuoyu araştırma şirketlerinin verilerine göre, dolandırıcılık olayları sonrası AK Parti oylarında 3 ile 4 puan arasında bir erime gerçekleşti.
Krizden yaklaşık yarım milyon insanın etkilendiği ve ailelerle birlikte bu sayının 2 milyona ulaştığı belirtiliyor. Fon yasasının komisyondan geçtiği ancak ödemelerin başlaması için genel kurul onayının beklendiği ifade ediliyor.
Özellikle Tera ve Pusula gibi serbest ve hisse fonlarında hisselerin sürekli taban gitmesi, yatırımcıların paralarının yalnızca küçük bir kısmını geri alabileceği riskini doğuruyor. Ancak para piyasası fonları için portföy dağılım raporlarının açıklanması bekleniyor.
Konut ve Otomobil Piyasasında Reel Düşüş
Ekonomideki yüksek faiz oranları ve beraberinde gelen durgunluk, konut fiyatlarında reel bir erimeye yol açıyor. Merkez Bankası verilerine göre konut fiyatları geçtiğimiz ay %1.2 arttı.
Bu oran TÜİK’in açıkladığı enflasyonun altında kaldığı için fiyatlar reel olarak düşmüş durumda. Özellikle Ankara’da artış %0.1 ile sınırlı kalırken, İstanbul’da %2 civarında bir artış görüldü.
Benzer bir durum ikinci el otomobil piyasasında da yaşanıyor. Karabankom verilerine göre otomobil fiyatları %1 artış gösterdi. Analiste göre yüksek faiz ortamı değişmediği sürece hem konutta hem de otomobilde reel düşüşler devam edecek.
Dolar ve Euro Beklentileri
Ekonomi yönetiminin politikaları nedeniyle Dolar enflasyonun altında kalarak reel olarak değer kaybediyor. Bu durum, dolar bazında konut fiyatlarını zirveye taşıdı.
Türkiye’de ortalama 100 metrekarelik bir evin fiyatı şu an 111.000 dolar seviyesinde. Bu rakam, 2019 yılındaki seviyelerin iki katından daha fazla.
Barış Soydan’a göre, seçim sonrası veya ileri bir tarihte olası bir devalüasyon gerçekleşirse, konut fiyatları dolar bazında sert bir düşüş yaşayabilir.
Merkez Bankası’nın piyasa katılımcıları anketine göre, 12 ay sonra dolar beklentisi 59,26 TL olarak belirlendi. Mevcut 49,43 TL seviyesinden bakıldığında bu sadece %20’lik bir artış anlamına geliyor ve enflasyonun altında kalma ihtimali yüksek.
Altın ve Gümüş Analizi
Küresel piyasalarda ABD tahvil faizlerinin gevşemesi ve Fed Başkanı’nın faiz artırımı konusunda net bir sinyal vermemesi altın fiyatlarını destekledi. Ons altın, 4.073 dolardan toparlanarak 4.200 dolar eşiğine kadar yükseldi.
Jefferies şirketinin 2027 yılı için ons altın hedefi 5.000 dolar olarak güncellendi. Bu yükseliş beklentisinin temel nedenleri arasında ABD’nin bütçe açığı ve merkez bankalarının altın alımları yer alıyor.
Gümüş tarafında ise toparlanma görülürken fiyatlar 57,5 dolar seviyesine kadar yükseldi. ABD borsalarında özellikle teknoloji hisselerindeki satış dalgası, yatırımcıları daha defansif sektörlere ve değerli metallere yönlendirdi.
Borsa İstanbul ve MSCI Riski
Borsa İstanbul, MSCI’ın Türkiye’yi gelişen piyasalar endeksinden çıkarma tehdidi nedeniyle sert bir düşüş yaşadı. Endeks %2.89 değer kaybederek 11.721 puana geriledi ve yılbaşı seviyelerine döndü.
MSCI’ın bu tehdidinin arkasında fon dolandırıcılıkları ve halka açıklık verilerinin güvenirliği konusundaki endişeler bulunuyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, Türkiye’nin 2027 Haziran ayında Frontier kategorisine indirilebileceği belirtiliyor.
Borsada özellikle Astor, BİM ve Aselsan gibi büyük kağıtlardan ciddi para çıkışları gözlemlendi. Gün sonunda 35 hisse taban olurken, piyasadaki volatilite ve yabancı yatırımcı kaçışı riski önümüzdeki dönemde de etkili olabilir.