Prof. Dr. Emre Alkin, 24 Mart 2026 tarihli analizinde Ortadoğu’daki jeopolitik risklere dikkat çekiyor. Özellikle İsrail’in nükleer silah kullanma potansiyeli, bölgesel ve küresel istikrar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durum, artan gerilimlerin ve karmaşık etkileşimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Ortadoğu Finansal Risk Analizi
İsrail-Filistin çatışması, İsrail’in kuruluşundan itibaren süregelen toprak gaspı ve uluslararası hukuk ihlalleriyle derinleşiyor. İsrail’in demir kubbe savunma sisteminin etkinliği tartışılırken, nükleer silah kullanma potansiyeli endişeleri artırıyor. Bu durum, İsrail’in yok oluşunun, geçmişte olduğu gibi, gaspedilerek gerçekleşebileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
- İran-ABD ilişkilerinde İsrail’in rolü, gerilimi tırmandırıyor. İran’ın askeri kapasitesinin hafife alınmaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, olası bir nükleer saldırı senaryosunu tetikleyebilir. IRN dikkatle izlenmeli.
- Trump’ın yolsuzluk davaları ve hapse girme ihtimali, ABD siyasetinde belirsizlik yaratırken, İsrail’e yönelik politikaları ve MAGA hareketi de bölgedeki dinamikleri etkiliyor.
- ABD’de siyonizme karşı artan nefret (%53), siyonizmin Washington’daki etkisini azaltma çabalarını destekliyor. Amerikan halkı, İsrail’in güdümünde olmayan bir dış politika arayışında.
- Körfez’deki Amerikan askeri üslerinin varlığına yönelik eleştiriler ve Arap ülkelerinin pişmanlığı, bölgedeki güç dengelerinin değiştiğini gösteriyor.
- Türkiye’nin uluslararası alandaki itibar sorunu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü verilmesi ve ‘Dünya 5’ten büyüktür’ söylemiyle aşılmaya çalışılıyor. Türkiye, bölgede arabuluculuk rolü üstlenerek istikrarı sağlamaya katkıda bulunabilir.
Prof. Dr. Emre Alkin, İsrail’in nükleer silah kullanma potansiyelinin, bölgesel ve küresel sonuçları açısından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ortadoğu’daki bu karmaşık gelişmeler, finansal piyasalar için önemli riskler barındırıyor. Bölgedeki gerilimin artması, enerji fiyatlarını yükseltebilir ve küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin bölgedeki arabuluculuk rolü, bu riskleri azaltmaya yardımcı olabilir.