Amerika seçimlerinin ardından piyasalarda yeni bir dönem başlarken, Selçuk Geçer güncel ekonomik veriler ışığında Dolar ve altın için kritik öngörülerde bulundu.
ABD Seçimleri ve Küresel Piyasa Etkileri
Amerika’da seçim süreci tamamlandı ancak Trump’ın önündeki iki yıllık süreç oldukça zorlu görünüyor. Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu ele geçirmesi, Trump’ın hareket alanını kısıtlıyor. Artık vergi indirimleri veya harcama artışları için Kongre’nin onayına ihtiyaç duyulacak.
Bu siyasi tablo piyasalarda anında karşılık buldu. Amerikan tahvil faizleri gerilerken Dolar zayıfladı. Buna karşın altın yeniden 4.000 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Analiste göre seçmen, sandıkta ekonomik gerçeklere, yani kiraya ve faturaya odaklandı.
Türkiye’de Fon Krizi ve Reel Sektör Riski
Türkiye tarafında fon soruşturmaları artık sadece bireysel yatırımcıyı ilgilendiren bir konu olmaktan çıktı. Fonların şirket borçlanma araçlarını alması, yatırımcı güveni azaldığında şirketlerin finansmana erişimini zorlaştırıyor. Dolayısıyla Merkez Bankası, bu durumun reel sektör üzerindeki etkilerini yakından inceliyor.
Fitch’in uyarılarına göre, işlem hacimlerinin düşmesi aracı kurumların gelirlerini ciddi şekilde zorlayabilir. Kredi maliyetlerinin yüksekliği ve sermaye piyasalarının tıkanması, üretimin düşmesine yol açabilir. Özellikle döviz borcu olan şirketlerin borç çevirme kapasitesinin azalması, iç piyasada yeni bir kur baskısı yaratıyor.
Şirketlerin döviz talebi artarken Merkez Bankası’nın kuru tutmak için rezerv kullanması, son dönemdeki rezerv erimesinin temel nedenlerinden biridir.
Dolar Seviyeleri ve Turizm Tehlikesi
Dolar şu an 50 liranın üzerinde seyrediyor. Selçuk Geçer’e göre bu seviye henüz kontrollü ancak asıl kritik nokta yükseliş hızıdır. Eğer yükseliş kontrolsüz hale gelirse, vatandaş ve şirket talebiyle birlikte kurun 100-120 lira seviyelerine kadar çıkabileceği öngörülüyor.
Öte yandan turizm gelirlerindeki artış yanıltıcı olabilir. Gelirler artsa da ziyaretçi sayısındaki düşüş uzun vadede risk oluşturuyor. Yüksek fiyatlar nedeniyle turistlerin alternatif ülkelere yönelmesi, Türkiye’nin döviz ihtiyacının olduğu bu dönemde ciddi bir kayıp anlamına gelir.
Kamu Harcamaları ve Havalimanı Modelleri
Kamu harcamalarının ve faiz ödemelerinin kontrolsüz artışı ekonomiyi baskılamaya devam ediyor. Özellikle Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin hazineye yük getirdiği belirtiliyor. Örnek olarak Zafer Havalimanı’nın 50 milyon euro maliyetle yapılıp, yolcu garantileriyle hazineye 208 milyon euro yük getirdiği vurgulanıyor.
Buna karşın Kıbrıs’taki Ercan Havalimanı modelinin daha sağlıklı olduğu savunuluyor. Bu modelde devletten kredi veya garanti alınmadan, işletme cirosunun %56’sının devlete pay olarak ödendiği ve sürenin sonunda tesisin devlete kalacağı belirtiliyor. 2023’ten bu yana bu modelle devlete 139 milyon euro aktarıldığı ifade ediliyor.
Altın ve Bitcoin İçin Gelecek Senaryoları
Küresel ölçekte merkez bankalarının düşük fiyatları fırsat bilerek yoğun şekilde altın toplaması, fiyatlar için sağlam bir zemin oluşturuyor. Ayrıca İran ve ABD arasındaki gerilimin barışa evrilme ihtimali, petrol fiyatlarını düşürerek enflasyonu rahatlatabilir. Bu durum Fed’in faiz indirimlerini hızlandırarak altını yeni rekorlara taşıyabilir.
gram altın tarafında ise hem ons fiyatı hem de Dolar kuru belirleyici olacak. Her iki kalemdeki yükselişle birlikte 12.000-13.000 lira seviyeleri konuşulabilir. Bitcoin için ise tahvil faizlerinin düşmesi olumlu olsa da, Nasdaq’ın durumu yönü belirleyecek.
Sonuç olarak, ABD istihdam verilerinin dirençli olması ve enflasyon riskinin azalması durumunda, altın piyasasında asıl büyük hareketin başlayacağı bekleniyor.