ABD’den gelen son enflasyon verileri ve küresel jeopolitik riskler, Selçuk Geçer’in analizlerine göre piyasalarda yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
ABD Enflasyon Verileri ve FED Beklentileri
Amerika Birleşik Devletleri’nde Haziran ayı enflasyon rakamları beklentilerin oldukça altında kaldı. Selçuk Geçer’e göre, özellikle benzin ve mazot fiyatlarındaki sert düşüşler bu veriye net şekilde yansıdı. Aylık bazda manşet enflasyon %3.5 olarak gerçekleşirken, çekirdek enflasyon %2.6 seviyesinde kaldı. Oysa piyasa manşet enflasyon için %3.8, çekirdek enflasyon için ise %2.8 bekliyordu.
Bu durum, enflasyon riskinin masadan kalktığını gösteriyor. Ancak büyüme ve istihdam verilerindeki bozulma, önümüzdeki süreçte ciddi bir stagflasyon riskini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla FED başkanlarının faiz artırımı söylemlerine rağmen, faizlerin önce sabit tutulacağı ardından indirileceği öngörülüyor.
Petrol Fiyatları ve Jeopolitik Senaryolar
İran saldırılarıyla birlikte Brent petrol fiyatları tekrar 85 dolar seviyesini aştı. Ancak analiste göre 90, 100 veya 120 dolar gibi seviyeler artık konuşulamaz hale geldi. Trump’ın seçim risklerini göze almayacağı ve enflasyonu kontrol altında tutmak için İran ile müzakere sürecini sonlandırmak adına adımlar atacağı düşünülüyor.
Bu uzlaşma gerçekleştiğinde petrol fiyatlarının 70-75 dolar veya en kötü ihtimalle 75-80 dolar civarında dengeleneceği tahmin ediliyor. Öte yandan Rusya’nın Avrupa’ya LNG satışlarını artırması ve Türkiye’ye yaptığı tahıl ihracatını ikiye katlaması, Rusya’yı bu krizin kazananlarından biri haline getirdi.
Küresel Ticaret ve Çin’in Yükselişi
Çin, dış ticaret fazlasını tarihin en yüksek seviyelerine taşıyarak Haziran ayı itibarıyla 126 milyar dolar seviyesine ulaştırdı. Özellikle yapay zeka ve teknoloji ihracatındaki artış dikkat çekiyor. Buna karşın ABD’nin dış ticaret açığı Mart 2025’ten beri en yüksek seviyesinde seyrediyor.
Analiste göre Yuan’ın Dolar ve Euro karşısında aşırı değersiz kalması Çin’in elini güçlendiriyor. Sonuç olarak ABD ve Avrupa, rekabet gücünü geri kazanmak için faiz politikalarını gözden geçirmek ve paralarını daha değersiz hale getirmek zorunda kalacak.
Türkiye’nin Cari Açık ve Kur Riski
Türkiye tarafında ise ekonomi yönetiminin hatalı politikaları nedeniyle verilerin hızla bozulduğu vurgulanıyor. Özellikle cari açık ve kur riski, küresel bankaların radarında. Haziran ayı itibarıyla dış ticaret açığı 10.4 milyar dolar daha artarak 53.1 milyar dolara ulaştı.
Goldman Sachs, Türkiye’de cari açığın enflasyondan çok daha büyük bir risk olduğunu belirtirken; Citibank, kur risk priminin %12.6’ya yükselerek son 16 yılın zirvesine çıktığına dikkat çekiyor.
Selçuk Geçer’e göre, 2018 kur krizinde bile risk primi %7 seviyelerindeydi. Mevcut durumda kurun baskılanması bir çözüm değil, aksine daha sert bir kur şokuna zemin hazırlıyor. Ayrıca sanayi üretimindeki düşüş ve maliyet artışları nedeniyle Türkiye’nin artık kuru soğan bile ithal eder hale geldiği belirtiliyor.
Altın Hedefleri ve Gelecek Beklentileri
Küresel faiz indirimlerinin konuşulmaya başlanmasıyla birlikte altın fiyatlarının kademeli olarak yükselmesi bekleniyor. Son enflasyon verileriyle ons altının tekrar 2080 dolar üzerine çıktığı görülüyor.
Analist, altının hızlı hareketler yapabileceğini savunuyor. Kısa vadeli dalgalanmalar olsa da, uzun vadeli 7.000 dolar ve 10.000 dolar hedeflerinin geçerliliğini koruduğunu ifade ediyor. Özellikle Türkiye’de olası bir Dolar kur kırılması yaşanırsa, altın fiyatlarının öngörülemeyen seviyelere çıkabileceği uyarısında bulunuyor.