Küresel enflasyon verilerindeki düşüş eğilimi ve enerji fiyatlarındaki dengelenme, Selçuk Geçer’in analizlerine göre piyasalarda yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle Brent petrol fiyatlarının 70-73 dolar bandında seyretmesi, ABD’de akaryakıt maliyetlerini düşürerek enflasyon baskısını hafifletiyor.
Fed ve Avrupa Merkez Bankası Beklentileri
Analiste göre ABD’de enflasyonun gerilemesi, Fed’in faiz indirimlerini daha güçlü bir şekilde gündeme getirecektir. Benzer şekilde Avrupa tarafında, özellikle Almanya ve Fransa’da enflasyon rakamlarının keskin şekilde düştüğü görülüyor.
Bu durum, Avrupa’nın yeni bir faiz artırımına gitmeyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla, dolardan çıkan sermayenin Euro’ya kayması bekleniyor. Bu süreçte EUR/USD paritesi tekrar 1.17 - 1.18 seviyelerine doğru yükselebilir.
Türkiye’nin Makroekonomik Riskleri ve Kur Baskısı
Türkiye tarafında ise tablo oldukça riskli görünüyor. Selçuk Geçer, dış ticaret açığı, bütçe açığı ve borç stoklarındaki artışın kontrolsüz bir noktaya ulaştığını savunuyor.
Şu anki verilere göre TRY üzerinde kontrollü bir artış yönetilmeye çalışılıyor. Ancak cari açık ve dış ticaret açığındaki yükseliş, bu kontrolün sürdürülmesini zorlaştırıyor. Analiste göre olası bir kur şoku, ithalata bağımlı olan Türkiye’de ciddi bir fakirleşmeyi tetikleyebilir.
Kur baskılamasının devam etmesi durumunda ihracatçı, turizmci ve şirketler zarar görmeye devam edecek; doğrudan yabancı sermaye ise ülkeden çıkışını sürdürecektir.
Değerli Metaller ve Yatırım Stratejileri
Kıymetli madenlerde altın onsunun 4.000 dolar üzerinde tutunması, yeni bir yükseliş trendinin habercisi olarak değerlendiriliyor. Gram altın ise 60.043 TL seviyelerinde işlem görüyor.
Selçuk Geçer, gümüşün potansiyelinin altına göre daha yüksek olduğunu belirtiyor. Gümüş onsunun 59 dolar, gramının ise 89 TL olduğu mevcut tabloda gümüşün daha fazla getiri sunabileceğini öngörüyor.
Borsa ve Temel Analiz Yaklaşımı
Borsada doğru hisse seçimi için teknik analizin ötesinde temel analizin kritik olduğunu vurgulayan analist, şirket bilançolarının incelenmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle hasılat, net dönem karı ve öz kaynaklar gibi kalemlerin analiz edilmesi gerektiğini savunuyor.
Örnek olarak Aselsan hissesini inceleyen Geçer, şirketin karlılık ve borç yönetimi açısından güçlü bir performans sergilediğini ifade ediyor. Temel analiz verilerinin, hissenin ucuz kaldığına dair güçlü bir “al” sinyali verdiğini ekliyor.
Dış Ticaret Açığı ve İstihdam Gerçeği
Türkiye’nin Mayıs ayı dış ticaret açığının 5.6 milyar dolar, Ocak-Mayıs toplamının ise 42.5 milyar dolar olduğu görülüyor. Bu durum, kur baskısı nedeniyle rekabet gücünün kaybolduğunu ve bütçe açığının büyüdüğünü kanıtlıyor.
İstihdam verilerinde ise ciddi bir çelişki olduğu belirtiliyor. TÜİK’in açıkladığı %8.2’lik işsizlik oranına karşın, atıl işsizliğin %31 seviyelerinde olduğu vurgulanıyor. Bu da her üç kişiden birinin aslında işsiz olduğu anlamına geliyor.
Son olarak, açlık ve yoksulluk sınırları arasındaki makasın açılmasına dikkat çeken analist, gerçek açlık sınırının 60.000 TL seviyelerine ulaştığını savunuyor. Küresel ölçekte ise ABD’nin tarımı desteklemek için gübre vergilerini sıfırlaması, Türkiye’nin çiftçiye yönelik vergi politikalarıyla tezat oluşturuyor.
Önümüzdeki süreçte ABD’nin faiz kararları ve Türkiye’nin dış borç ödemeleri, döviz kurları üzerindeki belirleyici faktörler olmaya devam edecek.